20 yıllık sahne yolculuğunu ışık,kostüm ve teknolojiyle harmanlayan büyülü bir keman deneyimi…
Sahne ışıkları altında kemanının tellerinden yükselen ezgiler, ritimle uyumlu adımlar, göz alıcı kostümler ve büyüleyici görsel efektler… Anna Medvedeva, müziği yalnızca duymakla kalmıyor, izleyicisine aynı zamanda görsel bir masal da anlatıyor. Kemanıyla hem kulaklara hem de gözlere hitap eden, her performansında izleyenleri başka bir dünyaya davet eden başarılı sanatçıyla, müziğin ve görselliğin büyülü kesişim noktasını konuştuk.

Kendinizden bahseder misiniz?
20 yılı aşkın süredir sahnelerde yer alan profesyonel bir kemancıyım. Yolculuğum klasik keman ile başladı; Belarus Konservatuvarı’ndan mezun oldum. Çocukluğumdan beri farklı bir auram vardı; bu yüzden memleketimde bile dikkat çeken biriydim. İnsanlar sık sık bana elfe, periye benzediğimi söylerdi. Ben de bu benzersiz algıyı kullanarak, sanki başka bir dünyadan gelmişim gibi sahne imajımı yarattım.
Bazen gece gündüz çalışarak kendi ellerimle benzersiz kanatlar, baş aksesuarları tasarladım. Zamanla kendi özel tarzım oluştu: elektro keman, ışık efektleri ve canlı aranjmanların birleştiği, hem işitsel hem de görsel bir deneyim sunan performanslar… Hedefim, her sahneye çıkışımın sadece bir konser değil, izleyiciyi müzik ve görselliğin büyüsüne davet eden unutulmaz bir yolculuk olması.
Kemanı sahne ışıklarıyla buluşturan bu özel performans tarzınızın hikâyesi nasıl başladı?
Bu fikir, uluslararası bir konserde müzik ile görselliğin birleşerek seyirciyi bambaşka bir dünyaya taşıdığını gördüğümde doğdu. “Müziği sadece duymak değil, görmek de mümkün” diye düşündüm. Çünkü günümüz dünyasında yetenek kadar görsel algı da büyük önem taşıyor. Üstelik ışıklı kostümler ve sahne teknolojileri giderek daha popüler hale geliyordu. İlk neonlu denememi özel bir etkinlikte gerçekleştirdim ve seyircinin tepkisi, bu yolda ilerlemem gerektiğini bana kesin olarak gösterdi.
Bir yandan notalara hayat verirken bir yandan da izleyiciye görsel bir şölen sunmak… Bu iki disiplini sahnede nasıl dengeliyorsunuz?
Müzik her zaman merkezde. Görsellik ise onun duygusal bir uzantısı. Provalarda önce her notayı kusursuzlaştırırım, ardından ışık, hareket ve kostüm detaylarını müziğin ruhunu en iyi yansıtacak şekilde şekillendiririm. İki unsur, bir kuşun kanatları gibidir — biri olmadan diğeri tam anlamıyla uçamaz.
Sahneye çıktığınızda izleyiciyle kurduğunuz bağda sizi daha çok besleyen şey hangisi: tınıların büyüsü mü yoksa görsel atmosferin etkisi mi?
Asıl büyü, ses ve görselliğin birleştiği anda ortaya çıkar. Ancak beni en çok besleyen şey, müzik ve ışığın aynı anda izleyicinin gözlerinde yarattığı o ışıltıyı görmek… Bu, kelimelerle tarif edilemeyen bir enerji.
Kariyeriniz boyunca sahnede yaşadığınız ve hâlâ aklınıza geldikçe sizi gülümseten ya da duygulandıran bir anınızı paylaşır mısınız?
Türkiye’deki bir konserimden sonra küçük bir kız, gözleri dolu dolu yanıma gelip “Ben de senin gibi olmak istiyorum” dedi. O anı asla unutmam. Sanatın ilham verme gücünü ve insanların hayatına dokunma ihtimalini bana her hatırlattığında gülümserim. Çünkü ben de çocukken bir keman konserinden sonra bu enstrümana âşık olup, müzik okuluna kendi isteğimle kaydolmuştum.
Performanslarınızda ışık, kostüm ve teknoloji adeta müziğinizin bir parçası… Bu görsel unsurları yaratırken nelere dikkat ediyorsunuz?
Sahnedeki “imzam”, elektro kemanın neona karışan ışık efektleriyle bütünleşmesidir. Kostümlerimi her parçanın ruhunu yansıtacak şekilde seçerim; ışıkların ritimle uyumunu titizlikle planlarım. Renk geçişleri bile benim için notalar kadar önemlidir. Her şey, izleyiciye hem gözle hem kulakla hatırlayacağı bir hikâye sunmak için.
Hayranlarınız için sürpriz niteliğinde, yakın zamanda hayata geçirmeyi planladığınız yeni sahne fikirlerinizden ufak bir ipucu verebilir misiniz?
Yakında, elektro kemanı 3D görselleştirme ve çalınan notalara anlık tepki veren interaktif ışık teknolojisiyle buluşturan özel bir proje başlatıyorum. Şimdilik detaylar sürpriz kalsın, ancak izleyiciyi müziğin fiziksel olarak “canlandığı” ve kendilerini hikâyenin bir parçası gibi hissedecekleri büyülü bir dünyanın beklediğini söyleyebilirim.
Hayat yolculuğund,başarılarının devamını diliyorum..
Teşekkürler Anna .İyi ki varsın..