Bir erkek için hayattaki en pahalı hata nedir? Yanlış yatırım mı, kötü bir kariyer seçimi mi, yoksa maddi bir çöküş mü? Son yıllarda bu soruya verilen cevap giderek daha fazla tartışma yaratıyor: Evlilik.
Ancak bu iddia, yalnızca maddi kayıplarla ilgili değil. Tartışmanın merkezinde para değil; zaman, özgürlük, kimlik ve potansiyel gibi soyut ama hayati değerler yer alıyor. Modern dünyada evlilik, romantik bir birliktelikten çok, çoğu zaman sessiz bir sözleşmeye dönüşmüş durumda.
EVLİLİK GERÇEKTEN EN PAHALI HATA MI?
Evlilik çoğu toplumda hâlâ “olgunluğun” ve “hayata tutunmanın” sembolü olarak görülüyor. Erkek için evlenmek; düzenli olmak, sorumluluk almak ve “adam olmak” anlamına geliyor. Ancak bu beklentilerin bedeli çoğu zaman konuşulmuyor.
Evlilikle birlikte erkek, hayatının kontrolünü tamamen kaybetmese bile, tek başına karar veren birey olmaktan çıkar. Programlar ortaklaşır, hayaller daha “gerçekçi” hale gelir, risk alma isteği azalır. Bu noktada kaybedilen şey para değil; kendine ait olma halidir.
PARADAN DAHA DEĞERLİ OLAN KAYIPLAR
Yanlış bir evlilikte erkek:
-
Daha az üretir
-
Daha az hayal kurar
-
Daha az risk alır
Çünkü evli erkekten beklenen şey cesaret değil, uyumdur. Sistemle, aileyle, çevreyle uyum… Bu da zamanla kişinin kendini törpülemesine yol açar. Tutku geçer, heyecan azalır ve geriye aynı insanla her gün konuşma zorunluluğu kalır. Asıl soru da burada başlar:
Bu insanla 30 yıl susmadan yaşayabilir misin?
YANLIŞ EVLİLİK ERKEĞİ NASIL SİLER?
Yanlış eş seçimi, evliliği bir ortaklık değil, bir yük haline getirir. Böyle bir evlilikte erkek zamanla:
-
Kendi isteklerinden vazgeçer
-
Hayatını küçültür
-
Potansiyelini askıya alır
Bu noktada sorun evlilik kurumu değil, bilinçsiz ve aceleyle yapılan evliliklerdir.

PEKİ HİÇ Mİ KAZANDIRMAZ?
Elbette evliliğin karanlık tarafları olduğu kadar, doğru yapıldığında güçlü yanları da vardır. Sağlıklı bir evlilik:
-
Erkeğe duygusal destek sağlar
-
Hayatı paylaşılabilir kılar
-
Zor zamanlarda yalnız olmadığını hissettirir
-
Bireyleri büyüten bir ortaklığa dönüşebilir
Doğru kişiyle kurulan bir evlilik, özgürlüğü yok etmek yerine derinleştirebilir. Yaratıcılığı bastırmak yerine teşvik edebilir. Risk almayı azaltmak yerine, arkasında duran bir güç olabilir.
ASIL MESELE EVLİLİK DEĞİL
Bir erkek için en pahalı hata evlilik değildir.
Kendini kaybedeceği bir evliliği seçmektir.
Bekâr erkek kendine aittir; bu doğru.
Ama doğru bir evlilikte erkek, yalnızca sisteme değil; birlikte büyüdüğü bir hayata da ait olabilir.
Evlilik bir teslimiyet değil, doğru kişiyle kurulduğunda bilinçli bir ortaklıktır. Mesele evlenmek değil; neden, kiminle ve ne pahasına evlendiğini bilmektir.
Editör: Doğan Aziz Demirtaş
Hocam ana hatlarıyla çok doğru hususlara temas etmişsiniz.evliliğin artıları ve eksileri olduğu gibi bekarlığında ciddi artıları eksileri var tabi.yazılarınızı beğenerek takip ediyoruz.
Ne desek boş. Karşındakini değiştirmeye çalıştığını anladığın anda noktayı koyman lazım. Ayrıca evlenince Özgür olacaksın. Maça gitmeyi seviyorsan gideceksin. Balık tutmayı seviyorsan gideceksin. Arada küçük teneffüsler olacak.Alıp başını gideceksin. Sonra yenilenmiş olarak döneceksin. Evliliğin olmazsa olmazı bu. Rahmetli babaannemin bir sözü vardı. Erkek adamın ipini gevşek tutacaksın. Derdi.
Babaanneni çok seviyoruz.
Kardeşim aynı duygu ve hareketleri ellerimiz istese tamam diyecekmisin bu konuda iyi düşünüp konuşmak gerek hayat müşterek sadakat saygı ve sevgi temel ilke olmalı paylaşılması hayatı insan esiyle sevdiğiyle aksi halde hayat çıkmaz hale gelir sen kendin için istediklerini esin için istemedikçe ortak nokta bulmak mutlu olmak zor hatta imkansız saygilarimla
Aslında hata mı bahtsızlık mı bilmiyorum ama karşındaki kişiyi iyi seçmek gerek daha doğrusu senle aynı kafaya az çok aynı şeyleri isteyen hedefleyen biri olursa anlaşmak zor olmaz diye düşünüyorum dolayısıyla daha iyi bir evlilik olabilir ya da evlilik de değil sadece daha iyi bir birliktelik diyelim.
Ben bekâr biri olarak okurken ister istemez kendi hayatımı düşündüm. Evliliğin tek başına bir hata değil de, yanlış kişiyle yapıldığında insanı kendinden uzaklaştırabileceği fikri bana oldukça mantıklı geldi. Özgürlük, hayaller ve potansiyel üzerine söyledikleri de düşündürücüydü. Acele karar vermek yerine insanın kendini ve ne istediğini bilmesinin ne kadar önemli olduğunu hatırlatan bir yazı olmuş.