Göklerde ve Denizlerde Türk İmzası: Savunma Sanayii Tarihi Rekora Koşuyor
Türkiye, son yıllarda savunma ve havacılık alanında gerçekleştirdiği “sessiz devrim”i, 2025 yılı sonu itibarıyla somut bir zaferle taçlandırdı. Yıllardır ilmek ilmek işlenen yerli ve milli teknoloji hamlesi, artık sadece sınır güvenliğimizi korumakla kalmıyor; dünya pazarlarında dengeleri değiştiren stratejik bir güce dönüşüyor.
Rakamların Dili: 7,4 Milyar Dolarlık Gurur Tablosu
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’ün paylaştığı son veriler, sektörün ne denli devasa bir ivme kazandığını gözler önüne seriyor. 2024’ün ilk 11 ayında ihracat rakamları, bir önceki yılın aynı dönemine göre %30 artış göstererek 7 milyar 445 milyon dolara ulaştı. Bu rakam, sadece bir istatistik değil; Türk mühendisliğinin dünya çapındaki güvenilirliğinin bir tescili niteliğinde.
İspanya İle Dev İş Birliği: HÜRJET Avrupa Yolcusu
Bu tarihi başarının en taze ve dikkat çekici halkası ise hiç kuşkusuz HÜRJET oldu. TUSAŞ tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk milli jet eğitim ve hafif taarruz uçağı için İspanya ile imzalanan 2,6 milyar avroluk dev anlaşma, sektörde yeni bir dönemi başlattı. İlk kez jet motorlu, insanlı bir platformun bir NATO ve Avrupa Birliği ülkesine ihraç edilecek olması, Türk savunma sanayiinin “devler ligindeki” yerini perçinledi.

Sadece Ürün Değil, Konsept İhraç Ediyoruz
Artık sadece tüfek, mühimmat veya basit sistemler satmıyoruz. Türkiye bugün; Romanya’ya ihraç edilen HİSAR sınıfı gemilerle deniz stratejilerini, Bayraktar TB2 ve TB3 ile hava doktrinlerini, KAAN ile ise geleceğin beşinci nesil havacılık teknolojilerini ihraç ediyor. Görgün’ün de belirttiği gibi, artık firmalarımız dünyanın her bölgesine ulaşabiliyor ve KOBİ’lerimiz küresel tedarik zincirlerinin vazgeçilmez birer parçası haline geliyor.
Gelecek Vizyonu: İstikrar ve Yüksek Katma Değer
Savunma sanayiindeki bu yükselişin arkasında sürdürülebilir bir model yatıyor. Düşük maliyetli ürün yerine, yüksek teknoloji ve saha başarısı kanıtlanmış sistemlerin tercih edilmesi, Türkiye’yi “ucuz alternatif” olmaktan çıkarıp “stratejik ortak” konumuna yükseltti.
Türkiye, savunma sanayiinde üreten ve oyun kuran bir güç olarak 2025 yılına çok daha büyük hedeflerle giriyor. Gökyüzündeki yerli kanat sesleri, artık dünyanın her kıtasından duyulmaya devam edecek.