Trump’ın Yeni Hedefi: Küba’da “Dostane” Bir Sonun Başlangıcı mı?
Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki ikinci dönemi, Karayipler’in kalbinde, 60 yıllık bir direnişin en karanlık günlerini yaşayan Küba için yeni ve belirsiz bir perde açıyor. Geçtiğimiz günlerde Miami’de yaptığı çarpıcı açıklamalarla adanın geleceğine dair sinyaller veren Trump, Küba’nın “düşmesinin” artık an meselesi olduğunu iddia ediyor. Peki, Havana sokaklarında yükselen çöp yığınları ve bitmek bilmeyen elektrik kesintileri, gerçekten de bir rejimin sonunu mu müjdeliyor?
Enerji Kıskacındaki Ada: Işıklar Neden Sönüyor?
Küba bugün, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bu yana gördüğü en derin ekonomik buhranla karşı karşıya. Ancak bu sefer krizin anahtarı, Trump yönetiminin “enerji ablukası” stratejisinde gizli. 3 Ocak’ta Venezuela’da yaşanan yönetim değişikliğinin ardından adanın ana petrol damarı kesildi. Meksika ve diğer ortakların bu boşluğu dolduramamasıyla, 24 saati aşan ülke geneli elektrik kesintileri günlük hayatın bir parçası haline geldi.
Başkent Havana’nın lüks semtlerinde dahi insanlar odun ateşinde yemek pişirirken, sokaklarda yakıt yokluğu nedeniyle toplanamayan çöpler halk sağlığını tehdit ediyor. Trump’ın “Küba hazır, 50 yıldır bu anı bekliyorum” sözleri, tam da bu çaresizlik ikliminin üzerine oturuyor.
Marco Rubio Faktörü: Masadaki Sert El
Trump’ın Küba stratejisinin mimarı, Florida kökenli ve katı bir rejim karşıtı olan Dışişleri Bakanı Marco Rubio. Rubio, yıllardır Küba askeri yönetiminin elindeki ekonomik kaynakları kurutmak için tasarılar hazırlayan bir isim. Trump, müzakere sürecini Rubio’nun yöneteceğini belirterek aslında Havana’ya şu mesajı veriyor: “Sizinle bir anlaşma yapabiliriz ama bu, sizin şartlarınızla değil, bizim çizdiğimiz sınırlar dahilinde olacak.”

“Dostane İşgal” mi, Ekonomik Teslimiyet mi?
Trump’ın “Belki Küba’yı dostane bir şekilde ele geçirebiliriz” ifadesi, askeri bir müdahaleden ziyade, ekonomik olarak çökmüş bir ülkenin Washington’un şartlarına “evet” demek zorunda kalacağı bir senaryoyu işaret ediyor. Petrol yok, para yok, yiyecek kısıtlı… Trump’a göre Kübalı yetkililer bir anlaşma yapmak için “can atıyor.”
Ancak madalyonun diğer yüzünde, bu sert yaptırımların bedelini yönetimden ziyade sivil halkın ödediği gerçeği var. Eleştirmenler, “stratejik boğma” yönteminin bir iç ayaklanmayı tetikleyebileceğini ancak bunun insani maliyetinin çok ağır olacağını savunuyor.
Gelecek Ne Getirecek?
Küba yönetimi şu ana kadar “kimse bize ne yapacağımızı dikte edemez” duruşunu korusa da, enerji altyapısının çöküşü manevra alanlarını daraltıyor. Trump’ın “özel Küba projesi”, İran dosyasından sonra Washington’un dış politika ajandasında ilk sıraya yerleşmiş durumda. Görünen o ki, 2025 ve 2026 yılları, Havana için ya tam bir çöküşün ya da Amerikan şartlarında sancılı bir dönüşümün yılı olacak.