Türkiye, 2021’de başlattığı Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminden çıkış sürecinde. 140 milyar dolardan 11,8 milyara düşen KKM yıl sonunda tamamen bitiyor.
KKM’den Çıkışta Son Dönemeç: Türkiye Yeni Ekonomi Yol Haritasında
Türkiye, 2021 yılında döviz kurlarındaki ani dalgalanmalara karşı devreye alınan Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemini sonlandırmaya hazırlanıyor. Başlangıçta döviz talebini azaltmak ve TL’ye güveni artırmak amacıyla uygulanan sistem, devlet bütçesine yaklaşık 60 milyar dolarlık maliyet getirdi.
2022 ve 2023 yıllarında zirveye ulaşan KKM hesapları, 140 milyar dolar seviyesinden bugün 11,8 milyar dolara kadar geriledi. Bu düşüş, ekonomi yönetiminin kademeli çıkış stratejisinin başarılı olduğunu gösteriyor. Yetkililer, 2025 sonuna kadar KKM’nin tamamen kaldırılmasını hedefliyor.

Neden Önemli?
-
Bütçe Yükü Azalacak: KKM, kur farkı ödemeleri nedeniyle Hazine üzerinde büyük yük oluşturuyordu. Sistemden çıkış, mali disipline katkı sağlayacak.
-
Piyasa Güveni Artacak: TL’ye güvenin artırılması ve dövize bağımlılığın azaltılması için önemli bir adım.
-
Enflasyonla Mücadeleye Destek: Döviz talebini dengelemek, enflasyonun kontrol altına alınmasına da katkı sağlayacak.
Uzmanların Görüşü
Ekonomistler, KKM’den çıkışın “gecikmiş ama doğru bir adım” olduğunu belirtiyor. Ancak, geçiş sürecinde faiz politikaları ve finansal istikrarın korunması kritik rol oynayacak.
Sonuç
Türkiye ekonomisi için KKM’den çıkış, yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Bundan sonraki süreçte enflasyonla mücadele, para politikasındaki istikrar ve yabancı yatırımcı güveni ön planda olacak.
Değerlendirme
KKM’nin sona ermesi, Türkiye’nin ekonomi politikasında daha öngörülebilir ve piyasa dostu bir döneme geçişinin işareti. Bütçe üzerindeki yükün azalması ve para politikasındaki sıkılaşma, yatırımcı güvenini artırabilir. Bu adım, yabancı sermayenin Türkiye’ye ilgisini canlandırma potansiyeli taşıyor.
Vatandaş için KKM, kısa vadede döviz karşısında bir güvenceydi; ancak uzun vadede bütçe yükü olarak geri döndü. KKM’nin bitmesi, devletin sırtındaki yükü hafifletecek ve bu kaynakların daha verimli alanlara aktarılmasına imkân tanıyacak. Uzun vadede enflasyonun düşmesi ve TL’ye güvenin artması, halkın alım gücüne doğrudan katkı sağlayabilir.