İttifakın Sınır Hattından Küresel Liderliğe: Türkiye NATO’da Neden Vazgeçilmez?
Dünya genelinde güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği, jeopolitik risklerin zirve yaptığı bir dönemden geçiyoruz. Bu fırtınalı süreçte, 18 Şubat 1952’de katıldığı NATO içerisinde Türkiye, sadece bir “kanat ülkesi” olmanın çok ötesine geçerek oyun kurucu bir pozisyona yükseldi. Bugün 32 üyeli devasa bir ittifakın ikinci büyük ordusuna sahip olan Türkiye, savunma sanayiinden sahadaki operasyonel tecrübesine kadar her alanda “belirleyici rol” üstleniyor.
Teknoloji ile Yazılan Yeni Bir Dönem: İHA ve SİHA Gücü
Türkiye’nin son yıllarda gerçekleştirdiği milli teknoloji hamlesi, NATO içindeki güç dengelerini de kökten değiştirdi. Bugün Türkiye’de 3 bin 500’den fazla savunma sanayi şirketi faaliyet gösteriyor. Bu sayı, Avrupa’daki 29 müttefik ülkenin toplam şirket sayısını (yaklaşık 2 bin 800) geride bırakmış durumda.
Özellikle savaşların kaderini değiştiren Türk İHA ve SİHA’ları, küresel pazarda %65’lik bir paya sahip. Savaş sahasında kendini kanıtlamış bu teknolojiler, NATO’nun caydırıcılık kapasitesini de dijital ve robotik çağın gerekliliklerine göre güncelliyor.
Barışın Teminatı: KFOR’dan Akdeniz’e Stratejik Görevler
Sadece üretimde değil, barışı koruma misyonlarında da Türk bayrağı en ön safta dalgalanıyor. Türkiye, Balkanlar’ın istikrarı için kritik öneme sahip Kosova Barış Gücü’nün (KFOR) komutasını üstlenerek bölgedeki denge unsuru olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Aynı zamanda Bosna Hersek’teki EUFOR misyonuna AB dışından en çok katkı veren ülke olan Türkiye, NATO’nun 2026 yılındaki devasa tatbikatı Steadfast Dart’ta 2 bin personeli ve TCG Anadolu gibi stratejik unsurlarıyla boy gösteriyor. Bu katılım, sadece bir askeri gövde gösterisi değil; aynı zamanda bir güvenlik garantisidir.

Maddi ve Manevi Katkı: Geleceğin NATO’su
Türkiye, NATO bütçesine en fazla katkı yapan 7. ülke konumunda. 2030 yılına kadar bu katkının 620 milyon avro seviyesine çıkması bekleniyor. Ancak Türkiye’nin sunduğu değer, sadece bütçe rakamlarıyla ölçülemez. Terörizmle mücadeledeki saha tecrübesi en yüksek orduya sahip olan Türkiye; Karadeniz’den Orta Doğu’ya, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada NATO’nun hızlı müdahale kapasitesini artıran en önemli kilit taşıdır.
Sonuç: Stratejik Bir Ortaklıktan Daha Fazlası
Türkiye ve NATO arasındaki 74 yıllık bağ, karşılıklı bir güven ilişkisine dayanıyor. NATO, Türkiye’nin güvenliği için istihbarat ve modernizasyon desteği sağlarken; Türkiye de sahip olduğu askeri disiplin ve teknolojik üstünlükle Avrupa-Atlantik güvenliğinin sigortası olmaya devam ediyor.
Bugün gelinen noktada şu gerçek net bir şekilde görülüyor: Türkiye olmadan bir NATO, bölgesel ve küresel krizlere karşı eksik kalmaya mahkumdur.