3 Şubat Salı. Yeni yılın ilk ayını geride bırakırken, ekonominin nabzını tutan Ocak ayı enflasyon verileri için geri sayım başladı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından Salı günü saat 10.00’da açıklanacak olan bu veriler, sadece rakamlardan ibaret değil; mutfağımızdan kira beklentilerimize, yatırım kararlarımızdan Merkez Bankası’nın yol haritasına kadar her şeyi doğrudan etkileyecek.
Gelin, bu kritik veri öncesinde piyasanın beklentilerini ve bizleri nelerin beklediğini detaylıca analiz edelim.
Neden Herkes Salı Gününü Bekliyor?
Ocak ayı, ekonomi takviminde her zaman “özel” bir yere sahiptir. Çünkü yılın ilk ayı, beraberinde birçok güncellemeyi getirir. Asgari ücret artışları, memur ve emekli maaşlarındaki düzenlemeler, vergi ve harçlardaki güncellemeler ile hizmet sektöründeki (lokantadan berbere, ulaşımdan eğitime) fiyat ayarlamaları genellikle Ocak ayına yığılır. Bu nedenle, Ocak ayı enflasyonu genellikle yılın diğer aylarına göre daha yüksek bir seyir izler. İşte Salı günü göreceğimiz rakam, bu “yılbaşı etkisinin” boyutunu bize gösterecek.
Beklentiler Ne Yönde?
Piyasa uzmanları ve ekonomistler anketlerini tamamladı. Genel kanı, Ocak ayında enflasyonun aylık bazda yüzde 4,20 ile 4,30 bandında bir artış göstereceği yönünde.
-
AA Finans Beklentisi: 42 ekonomistin katılımıyla yapılan ankete göre medyan tahmin yüzde 4,21.
-
Bloomberg HT Anketi: Burada da beklentiler yüzde 4,28 seviyesinde yoğunlaşmış durumda.
Eğer bu tahminler gerçekleşirse, yıllık enflasyonun yüzde 30 bandındaki yatay seyrini koruması bekleniyor. Hatırlarsanız Aralık ayında yıllık enflasyon yüzde 30,89 olarak kaydedilmişti.
Analiz: Bu Rakamlar Bize Ne Anlatıyor?
Aslında mesele sadece “yüzde 4 mü gelecek, yüzde 5 mi?” sorusu değil. Asıl kritik olan, enflasyonun ana eğilimi. Merkez Bankası, bir süredir “dezenflasyon süreci” dediğimiz, yani enflasyonun hız kestiği bir dönemi yönetmeye çalışıyor.
Ocak ayındaki artışın “geçici bir Ocak ayı etkisi” olarak mı kalacağı, yoksa fiyatlama davranışlarında kalıcı bir bozulmaya mı işaret edeceği çok önemli. Eğer veri beklentilerin çok üzerinde gelirse, Merkez Bankası’nın faiz indirim süreciyle ilgili takvimini daha temkinli bir şekilde güncellemesi gerekebilir. Öte yandan, verinin beklentilere paralel veya altında gelmesi, “en kötünün geride kaldığı” algısını güçlendirecektir.

Mutfaktaki Durum ve Hissedilen Enflasyon
Sayılar yüzde 4’leri, yıllık bazda yüzde 30’ları gösterse de sokaktaki vatandaşın hissettiği enflasyon (hanehalkı beklentisi) hala oldukça yüksek. Özellikle gıda fiyatlarındaki oynaklık ve hizmet sektöründeki katılık, enflasyonla mücadelenin ne kadar sabır gerektiren bir süreç olduğunu hatırlatıyor. Salı günü açıklanacak verilerde çekirdek enflasyon (gıda ve enerji hariç) rakamlarına da dikkatle bakmak gerekecek; çünkü bu rakam bize enflasyonun kemikleşmiş kısmını söyleyecek.
Sonuç Olarak…
Salı günü açıklanacak rakamlar, 2026 yılının ekonomik seyri için ilk büyük sınav olacak. Piyasa şu an için temkinli ama umutlu. Eğer Ocak ayındaki bu doğal yükselişi kazasız atlatabilirsek, yılın geri kalanında daha düşük aylık rakamlar görmemiz muhtemel.
Cebimizi ilgilendiren bu önemli gelişmeyi biz de yakından takip ediyor olacağız. Bakalım TÜİK’in sepetinden bu kez nasıl bir tablo çıkacak?