Ortadoğu’da Fırtına Öncesi Sessizlik: ABD ve İran Savaşın Eşiğinde!
Dünya gözünü bir kez daha Ortadoğu’ya çevirdi. Washington ve Tahran hattında gerilim, artık diplomatik notaların çok ötesine geçmiş durumda. Donald Trump yönetiminden sızan bilgiler ve Cenevre’deki müzakere masasından gelen olumsuz haberler, bölgede askeri bir harekatın “an meselesi” olduğunu fısıldıyor. Peki, dünya yeni bir büyük savaşa mı hazırlanıyor?
Trump’ın Sabrı Taşıyor: “Olasılık Yüzde 90”
Cenevre’de gerçekleştirilen dolaylı nükleer görüşmelerden beklenen sonuç çıkmadı. Trump’ın yakın çevresinden sızan bilgilere göre, ABD Başkanı ilerleme kaydedilememesi nedeniyle oldukça öfkeli. Axios’a konuşan bir danışman, Trump’ın sabrının tükendiğini ve önümüzdeki birkaç hafta içinde askeri bir müdahale olasılığının %90’a ulaştığını ifade ediyor. Bazı danışmanların “savaş karşıtı” uyarılarına rağmen, Beyaz Saray’da askeri seçenekler masanın en üstünde duruyor.
Dev Askeri Yığınak: Sadece Bir Uyarı Değil
Bölgedeki askeri hareketlilik, bu seferki gerilimin geçmişteki “nokta atışı” operasyonlardan farklı olacağını kanıtlar nitelikte. ABD; iki uçak gemisi, onlarca savaş gemisi ve yüzlerce savaş uçağıyla bölgedeki varlığını en üst seviyeye çıkardı. Pentagon’un tüm birimleri teyakkuz halinde. Uzmanlar, olası bir harekatın ABD ve İsrail ortaklığında yürütülecek, haftalar sürecek ve İran rejimi için “varoluşsal bir tehdit” oluşturacak çapta olacağını öngörüyor.

Cenevre’de Kırmızı Çizgiler Aşılamadı
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in “ya diplomasi ya da başka bir seçenek” vurgusu, Washington’un kararlılığını özetliyor. İran tarafı, Trump’ın masaya koyduğu sert kırmızı çizgiler konusunda geri adım atmış değil. Tahran’dan gelen yanıt ise aynı sertlikte. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, bölgeye gönderilen ABD gemilerini batırmakla tehdit ederek, “Dünyanın en güçlü ordusu bazen öyle bir tokat yer ki bir daha ayağa kalkamaz” sözleriyle meydan okudu.
İki Haftalık Kritik Süreç
Washington, İran’a somut bir teklifle dönmesi için iki haftalık bir süre tanıdı. Eğer diplomatik kanallar bu süre zarfında bir mucize yaratmazsa, Orta Doğu’da savaş çanları sadece çalmakla kalmayacak, askeri botların sesi tüm dünyada yankılanacak.