Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişi, yalnızca bir “üretim kapasitesi” artışı değil, aynı zamanda küresel arenada bir oyun kurucu olma mücadelesi. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’ün son açıklamalarıyla birlikte artık önümüzde çok net bir tarih var: 2026.
Bu yıl, Türk savunma projeleri için sadece bir takvim yaprağı değil; prototiplerin sahalara, denemelerin seri üretime dönüştüğü “kritik eşik” olacak. Peki, 2026 yılında bizi neler bekliyor? Gelin, yerli ve milli gücümüzün yeni rotasına yakından bakalım.
KAAN ve KIZILELMA: Gökyüzünde Seri Üretim Dönemi
Milli Muharip Uçak KAAN ve insansız savaş uçağımız KIZILELMA, 2026 yılı hedeflerinin merkezinde yer alıyor. KAAN’ın özgün motor çalışmaları ve uçuş testleri hız kesmeden devam ederken, 2026 yılı bu dev projelerin seri üretim bantlarına inmeye başladığı yıl olacak. Bu durum, Türkiye’nin dışa bağımlılığını asgari düzeye indirirken, hava kuvvetlerimize eşi benzeri görülmemiş bir stratejik üstünlük sağlayacak.
Dört Ana Eksen: İnsan, Ar-Ge, İhracat ve Sanayileşme
Haluk Görgün, 5. Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı’nda dönüşümü dört temel sütun üzerine inşa ettiklerini belirtti:
-
Nitelikli İnsan Kaynağı: “Tersine beyin göçü” meyvelerini vermeye başladı. Savunma Kariyer Platformu ve Meslek Yüksekokulları sayesinde teknik iş gücü altyapısı artık çok daha sağlam.
-
Ar-Ge ve Yenilikçilik: Yerli ramjet motorlarından otonom harp sistemlerine kadar her şey mutfakta pişiyor.
-
İhracat Rekorları: Sadece yerli kullanım değil, SİHA ve zırhlı araç ihracatında Türkiye artık dünyanın bir numaralı tedarikçilerinden biri.
-
Sürdürülebilir Sanayileşme: Tasarımdan seri üretime geçiş, savunma sanayimizin olgunluk seviyesini gösteriyor.

Çelik Kubbe ve Caydırıcılıkta Yeni Boyut
Türkiye’nin hava sahasını katmanlı bir koruma altına alacak olan Çelik Kubbe projesi, 2026’nın en büyük somut çıktılarından biri olacak. Milli füze sistemleri, radar teknolojileri ve yapay zeka entegrasyonuyla donatılan bu sistem, tam bağımsızlık vizyonumuzun en güçlü kalkanı niteliğinde.
Sonuç: Bir Vizyonun Gerçeğe Dönüşü
2025 yılı teslimatların ve saha denemelerinin yılı olurken, 2026 Türkiye’nin teknolojik rüştünü tüm dünyaya ispat ettiği yıl olarak kayıtlara geçecek. Artık sadece “yapan” değil, “teknolojiyi belirleyen” bir Türkiye izliyoruz. Savunma sanayiindeki bu devrim, sadece askeri bir başarı değil; ekonomik ve stratejik bir özgürlük hikayesidir.
Sizce 2026 yılında Türk savunma sanayisinin en büyük sürprizi hangi proje olacak? Görüşlerinizi yorumlarda bizimle paylaşmayı unutmayın!