Türkiye, nadir toprak elementleri alanında yürüttüğü çalışmalarla dünyada ilk 5’e girmeyi hedefliyor. Alparslan Bayraktar’ın açıklamaları detaylarıyla.
Türkiye’nin Nadir Toprak Hedefi
Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı çatısı altında gerçekleştirilen bütçe görüşmelerinde, Türkiye’nin nadir toprak elementleri alanındaki hedeflerini açıkladı. Türkiye, yer altındaki zenginliğini ekonomiye dönüştürme sürecinde yeni bir adım atıyor.
Bakan Bayraktar, Türkiye’nin hâlihazırda madende net bir ithalatçı ülke konumunda olduğuna dikkat çekti; ancak aynı zamanda “dünyanın yedinci büyük maden zenginliğine sahip ülke” olduğunun altını çizdi.
Pilot Tesis ve Madencilik Reformu
Bayraktar, nadir toprak elementleriyle ilgili çalışmaların 2011 yılında başladığını, ve başkent yakınlarında yer alan Beylikova bölgesinde 694 milyon tonluk bir rezerv tespit edildiğini paylaştı. Bu tespitle birlikte Türkiye’nin hedefi şu: “Nadir toprak elementleri konusunda ülke olarak dünyanın ilk beş ülkesi arasına girmek.”
Ayrıca Bayraktar, sadece rezerv tespit etmekle kalmadıklarını; “pilot tesis kurmaya niyet ettiklerini” de ifade etti. Bu, hammadde çıkarımı kadar işlenmesi ve katma değer yaratılması sürecine de önem verildiğini gösteriyor.
Ruhsatlar, Alanlar ve Madencilik Alanının Gerçek Ölçeği
Bayraktar, “Türkiye’nin tamamının maden sahası haline getirildiği” yönündeki eleştirilere karşı da açıklama yaptı. Buna göre:
-
Yaklaşık 97 bin ruhsat iptal edildi.
-
Bugün itibarıyla yaklaşık 8 bin ruhsat aktif durumda.
-
Türkiye genelinde kazı yapılan ocak alanı ise sadece binde 1 oranında, yani 783 km² seviyesinde.
Bu veriler, madencilik faaliyetinin coğrafi olarak yaygınlaşmadığını, yoğun olarak kontrol edilen ve sınırları belirli alanlarda yürütüldüğünü ortaya koyuyor.

Neden Bu Alan Önemli?
-
Nadir toprak elementleri, yüksek teknolojili ürünlerde (elektrikli araçlar, savunma sanayi, yenilenebilir enerji bileşenleri vb.) kritik hammadde olarak öne çıkıyor. Bu nedenle yerli üretim kapasitesi stratejik bir değer taşıyor.
-
Türkiye’nin büyük rezerv tespiti ve pilot tesis kurma niyeti, yalnızca hammadde çıkarımı değil, işleme ve katma değer yaratma yönünde bir adım.
-
Madencilik alanında yapılan reformlar ve ruhsat düzenlemeleri, çevresel/alan kullanım risklerine karşı da bir denge arayışını yansıtıyor.
Göz Önünde Bulundurulması Gerekenler
-
Rezerv tespiti önemli olmakla birlikte, işleme, çevresel sürdürülebilirlik ve yerel halkın etkilenmesi gibi faktörler de operasyonların başarısını belirleyecek.
-
Türkiye’nin “ilk 5 ülke” hedefi rekabetin yoğun olduğu stratejik bir alanda yer alıyor. Bu hedefe ulaşmak için teknolojik yatırım, uluslararası iş birliği ve piyasa erişimi kritik olacak.
-
Madencilik faaliyetinin çevresel etkileri, bölgesel kalkınma, rehabilitasyon gibi alanlarda kamuoyunun ve yerel toplulukların hassasiyetine ihtiyaç duyuyor.
Kısa Bir Değerlendirme
Türkiye, nadir toprak elementleri ile ilgili olarak rezerv tespiti, işleme altyapısı ve madencilik reformu yönünde somut adımlar atıyor. Bu alanda dünyada ilk beş ülke arasına girmeyi hedeflemesi, stratejik hamlelerin bir göstergesi olarak okunabilir. Ancak hedefe ulaşılması için yalnızca rezerv değil; işleme, katma değer üretimi, çevresel sürdürülebilirlik ve uluslararası konjonktür de kritik rol oynayacak.