Doğaya bırakılan her bir atık sadece çevremizi kirletmekle kalmıyor, aslında cebimizden ve ülkemizin millî servetinden de çalıyor. İşte tam bu noktada devreye giren Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemi, hem doğayı koruyan hem de döngüsel ekonomiyi canlandıran dev bir adım olarak karşımıza çıkıyor.
DOA Sistemiyle Çevre ve Ekonomi Birlikte Kazanıyor
1 Temmuz’dan bu yana başarıyla uygulanan DOA sistemi kapsamında kısa sürede tam 130 milyon içecek ambalajı geri dönüşüm zincirine dâhil edildi. Vatandaşların iade ettiği her ambalaj için aldığı 1 liralık teşvik bedeli, katılımı her geçen gün artırıyor. Toplanan atıkların ham madde türlerine göre dağılımı ise sistemin ne kadar geniş bir yelpazede işlediğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
| Ambalaj Türü | Toplanma Oranı (%) |
| PET (Plastik) | %67 |
| Alüminyum | %17 |
| Cam | %16 |
Rakamlarla DOA’nın Çevresel ve Ekonomik Tablosu
Sadece çöp toplamıyoruz; aynı zamanda enerji, petrol ve karbon emisyonundan devasa bir tasarruf sağlıyoruz. Ayrı ve temiz toplanan bu kaliteli ham maddeler sayesinde doğamıza nefes aldırırken, ithal ham madde ihtiyacımızı da gözle görülür şekilde azaltıyoruz.
-
Karbon Emisyonu: 246 ton karbondioksit salınımı engellendi.
-
Tasarruf Edilen Petrol: 47 bin varil petrol kullanımı önlendi.
-
Enerji Tasarrufu: 11,4 gigavatsaat elektrik enerjisi korundu.
Süreç Nasıl İşliyor? Dijital ve Şeffaf Takip
Depozito İade Makinelerine (DİM) bırakılan veya manuel iade noktalarından toplanan ambalajlar, dijital altyapı sayesinde anlık olarak doğrulanıyor. Makinelerde sıkıştırılan ambalajlar doğrudan geri dönüşüm tesislerine aktarılırken; otel, restoran ve kafelerden gelen atıklar sayma merkezlerinde ayrıştırılıyor. Böylece ambalajın piyasaya sürülmesinden yeniden ham maddeye dönüşmesine kadar tüm süreç tam bir şeffaflıkla izleniyor.

Depozito Sistemi Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor?
Geri dönüşüm meselesini sadece bir “çevre duyarlılığı” olarak görmek büyük bir yanılgı olur. DOA sistemi, özünde Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltacak çok kritik bir “yeşil ekonomi” modelidir. 130 milyon ambalajın ekonomiye kazandırılması; ithal ham maddeye harcanan dövizin ülkemizde kalması, enerji maliyetlerinin düşmesi ve en önemlisi vatandaşın geri dönüşümden doğrudan finansal bir karşılık alarak bu bilinci benimsemesi demektir. İade ağının genişlemesiyle birlikte bu sistem, yakın gelecekte cari açığı küçülten ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen en somut ekonomik mekanizmalardan biri haline gelecektir.