Türkiye ekonomisinin mutfağında işlerin nasıl yürüdüğünü anlamak için rakamların ardındaki hikayeye bakmak gerekir. TÜİK’in açıkladığı 2025 yılı Kurumsal Sektör Hesapları, çarkların kim tarafından döndürüldüğünü net bir şekilde ortaya koyuyor: Üretim, istihdam ve yatırımla ekonomiyi sırtlayan mali olmayan şirketler.
Türkiye Ekonomisinin Omurgası: Mali Olmayan Şirketler
2025 yılında Türkiye’nin Gayrisafi Milli Hasılası (GSMH) bir önceki yıla göre %41,4 artış göstererek 62 trilyon 288 milyar lirayı aştı. Bu devasa pastada yaratılan katma değerin %55,5’ini fabrika çarklarını döndüren, hizmet üreten ve mal satan mali olmayan reel sektör şirketleri sağladı.
Geçtiğimiz yıl bu oran %58 seviyesindeydi. Yaşanan hafif gerilemeye rağmen reel sektörün toplam üretimin yarısından fazlasını tek başına göğüslemesi, ekonomimizin motor gücünün hâlâ üretim ve reel ekonomi olduğunu gösteriyor.
Katma Değer ve Tasarruf Payları
Ekonominin tüm aktörlerinin katma değere nasıl katkı sağladığına ve milli gelirden ne kadar tasarruf ayırabildiğine yakından bakalım.
| Sektör / Aktör | Katma Değer Payı | Tasarruf / GSYH Payı |
| Mali Olmayan Şirketler | %55,5 | %15,0 |
| Hanehalkı | %27,9 | %9,1 |
| Genel Devlet | %12,6 | %4,1 |
| Mali Şirketler | %4,1 | %1,7 |
Hanehalkı Kemer Sıkarken Tasarrufu Artırdı
Raporun vatandaşı ilgilendiren en çarpıcı kısımlarından biri de hanehalkı tasarruf oranları oldu. Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı ortamında vatandaşın harcanabilir gelirine kıyasla yaptığı tasarruf oranı %13,9’dan %14,3’e yükseldi. Bu durum, hanehalkının belirsizlik dönemlerinde harcamalarını bir miktar kısıp ihtiyat tedbiri olarak kenara para koyma eğiliminde olduğunu doğruluyor.
Toplam ekonominin net finansal durumuna baktığımızda ise Türkiye’nin net borç alan pozisyonu GSYH’ye oranla %0,9’dan %1,8’e yükseldi. Yani büyüme devam ederken dış kaynak ve finansman ihtiyacımız bir miktar artış gösterdi.

Ne Anlama Geliyor?
Bu veriler bize Türkiye ekonomisinin gücünü reel sektörün üretim kapasitesinden aldığını ancak bu gücün desteklenmeye ihtiyaç duyduğunu anlatıyor. Mali olmayan şirketlerin katma değer payının %58’den %55,5’e gerilemesi, sanayi ve hizmet sektörünün finansman maliyetleri baskısı altında olduğunu gösteriyor.
Mali sektörün (bankalar vb.) katma değerdeki payının %4,1 gibi düşük bir seviyede kalması ancak reel sektörü fonlama görevi üstlenmesi, sağlıklı bir üretim ekonomisinin işaretidir. Ancak ekonominin net borç alan konumunun artması, önümüzdeki dönemde doğrudan yabancı yatırım ve sürdürülebilir dış finansmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.