Orta Doğu’da Kartlar Yeniden Karılıyor: Hakan Fidan’dan Kritik İran Çıkışı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Financial Times gazetesine verdiği mülakatta Orta Doğu’nun en kronik sorunlarından birine dair ezber bozan bir tespitte bulundu. Fidan, İran’ın artık ABD ile bir anlaşmaya varılması gerektiğini kabul ettiğini belirterek, bölgedeki “güven açığına” dikkat çekti. Peki, Tahran-Washington hattındaki bu olası yumuşama bölge dengelerini nasıl etkileyecek?
Tahran İçin “Anlaşma” Artık Bir Seçenek Değil, Zorunluluk mu?
Bakan Fidan’ın değerlendirmelerine göre İran, ekonomik yaptırımların ve bölgesel izolasyonun getirdiği yükü hafifletmek adına ABD ile müzakere masasına oturmaya her zamankinden daha yakın. Ancak bu süreç sadece iki ülke arasındaki bir el sıkışmadan ibaret değil. Fidan, İran’ın atacağı herhangi bir adımın bölgesel ortaklarla eş zamanlı ve güven artırıcı önlemlerle desteklenmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Bölgesel Güven Açığı: Eksik Parça Tamamlanabilir mi?
Fidan’ın mülakatındaki en çarpıcı vurgu “güven açığı” üzerineydi. Bölge ülkeleri ile İran arasındaki tarihsel ve siyasi çekincelerin, Washington ile yapılacak bir anlaşmanın önündeki en büyük engel olduğunu belirten Fidan, şu ifadeleri kullandı:
“İran için ABD ile yapılacak herhangi bir anlaşmayı bölgesel ortaklarla, güveni güçlendirici adımlarla eşleştirmek önemli olacaktır. Bu denge çok önemli.”
Bu sözler, Türkiye’nin sadece bir komşu olarak değil, aynı zamanda bölgesel bir arabulucu ve istikrar aktörü olarak sürece bakışını da özetliyor.

Rejim Değişikliği Bir “Hayal” mi?
Son dönemde Washington’dan yükselen sert seslere ve olası askeri müdahale senaryolarına da değinen Bakan Fidan, İran’da bir rejim değişikliğinin hava saldırılarıyla mümkün olamayacağını savundu. “Rejim, siyasi bir varlık olarak işlevini sürdürecektir” diyen Fidan, çözümün yıkımda değil, diplomatik entegrasyonda olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Türkiye’nin Rolü ve Beklentiler
Bakan Fidan’ın bu açıklamaları, Türkiye’nin Orta Doğu’da “gerilimi düşüren güç” olma vizyonuyla birebir örtüşüyor. İran’ın nükleer programından bölgesel nüfuz alanlarına kadar pek çok dosyanın masada olduğu bu dönemde, Ankara’nın yapıcı tavrı hem Batı’da hem de bölge başkentlerinde yakından takip ediliyor.