Ankara’da Kritik Zirve: Miçotakis’in Ziyareti Neden Önemli?
Ege’nin iki yakasında diplomatik rüzgarlar bir kez daha ısınmaya başlıyor. Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle 11 Şubat 2026 tarihinde Ankara’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Bu ziyaret, sadece iki komşu ülkenin liderinin el sıkışması değil, aynı zamanda bölgedeki istikrar arayışının ve “Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi”nin altıncı toplantısının bir meyvesi.
Masada Hangi Başlıklar Var?
Miçotakis’in çantasında hem umut verici iş birlikleri hem de yıllardır süregelen kronik sorunlar var. Ziyaretin temel odak noktalarından biri “Pozitif Gündem”. Atina Bildirisi ile yakalanan ivme; ticaret, turizm ve göç yönetimi gibi alanlarda somut kazanımlara dönüşmüş durumda. Özellikle Ege adalarındaki Türk turistlere yönelik hızlı vize uygulaması, her iki ülkenin de yüzünü güldüren bir başarı hikayesi olarak öne çıkıyor.

Sorunlar ve Diyalog Kanalları
Elbette her şey güllük gülistanlık değil. Deniz yetki alanları, kıta sahanlığı ve Ege’deki egemenlik hakları gibi “kemikleşmiş” sorunlar hala masada duruyor. Ancak Miçotakis’in son açıklamaları önemli bir stratejik değişime işaret ediyor: “Arabulucuya ihtiyacımız yok.” Yunan lider, Türkiye ile doğrudan iletişim kurabilmenin, krizleri önlemek adına en büyük kazanım olduğunu vurguluyor.
Neden Şimdi?
Küresel belirsizliklerin arttığı, bölgesel çatışmaların kapıya dayandığı bir dönemde, Türkiye ve Yunanistan’ın diyalog masasında kalması bir tercihten ziyade zorunluluk. Miçotakis’in deyimiyle; “Coğrafya bizi komşu olmaya mahkum ediyor.” Bu mahkumiyetin bir çatışmaya değil, iş birliğine evrilmesi ise 11 Şubat’taki zirvenin en büyük sınavı olacak.