2026 Türkiye Ekonomisi: Enflasyonla Vedalaşıp Büyümeye Merhaba mı?
Türkiye için 2026, sadece takvimde bir yaprak değişimi değil; ekonomik modelin rüştünü ispat edeceği kritik bir eşik. Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında belirlenen hedeflerin meyvelerini vermesi beklenen bu yılda, ana gündem maddemiz net: Dezenflasyonun kalıcı hale gelmesi ve refahın tabana yayılması.
Enflasyonda %20 Altı Hayal mi, Gerçek mi?
2024 ve 2025 yıllarında atılan sıkılaşma adımlarının asıl sınavı 2026’da verilecek. Enflasyonun %20’li seviyelerin altına sarkması, sadece teknik bir başarı değil, aynı zamanda psikolojik bir sınırın aşılması anlamına geliyor.
-
Beklentiler ve Gerçekler: Şirketlerin fiyatlama davranışlarında “gelecek ay zam gelecek” korkusu yerini öngörülebilirliğe bırakırsa, baz etkisi değil, gerçek bir düşüşten bahsedebiliriz.
-
Para Politikası: Merkez Bankası’nın sıkı duruşunun, bu dönemde iç tüketimi çok fazla boğmadan nasıl dengeleneceği, yılın en büyük “ince ayar” işçiliği olacak.

Satın Alma Gücü: Cüzdanlardaki Bahar Ne Zaman Gelecek?
Hanehalkı için en büyük sancı, “enflasyon düşse de fiyatların düşmemesi.” İşte 2026, bu paradoksun çözülmeye çalışıldığı yıl olacak.
-
Tüketim Harcamaları: Enflasyonun tek haneye doğru ivmelenmesi, tüketicinin önünü görmesini sağlar. Ancak geçmiş yılların birikimli maliyet artışları, hanehalkı üzerindeki baskıyı bir süre daha koruyabilir.
-
İstikrarlı Büyüme: Sadece düşük enflasyon yetmez; istihdam yaratan ve ihracat odaklı bir büyüme modeli, satın alma gücünü asıl destekleyecek olan unsurdur. 2026’da “tüketerek büyüme” yerine “üreterek büyüme” modeline geçişin sancılarını ve kazanımlarını aynı anda göreceğiz.
Not: 2026, Türk insanı için “hayat pahalılığı” kelimesinin yerini yavaş yavaş “finansal planlama” kelimesine bıraktığı bir geçiş dönemi olabilir.