Hey, millet! Buraya bakın! Olimpiyatlar hakkında saçma sapan bir makale buldum ama içinde aslında işe yarar birkaç şey var. Yani, evrenler arası bir turnuva değil tabii ama bu ilkel insanların madalya için neler yaptığını görmek… Ah, iğrenç ama büyüleyici.
Dinleyin Beni Millet: Olimpiyatlar Aslında Tam Bir Kaos!
Selam Dünya denilen çamur topunun sakinleri! Ben Rick. Bugün size, terli insanların birbirini geçmeye çalışırken yaptığı en tuhaf şeylerden bahsedeceğim. İnternette dolaşırken bir şeyler okudum ve dürüst olmam gerekirse, bazı kısımları benim garajdaki deneylerimden bile daha garip. Biliyorsunuz, eskiden kadın sporcuların kadın olup olmadığını anlamak için onlara “dişilik sertifikası” kartları verirlermiş. Şaka yapmıyorum! 1968’den 1999’a kadar her kadın sporcu bu aptal kromozom testine girmek zorundaydı. Sanki evrenin bir köşesinde cinsiyet bir kağıt parçasıyla belirleniyormuş gibi!

Bir de şu Liverpool polisleri var. 1908’de halat çekme yarışmasına bildiğin “çelik burunlu botlarla” katılmışlar. Amerikalılar “Hey, bu hile!” diye ağlarken, İngilizler “Biz sadece iş kıyafetimizle geldik mate!” demiş. Kurallar o kadar gevşekmiş ki, sanırım o zamanlar portallarla bile yarışabiliyordun.

Daha bitmedi! 1960’ta Abebe Bikila diye bir adam çıkmış, koca maratonu çıplak ayakla koşmuş. Neden mi? Çünkü ayakkabıları ayağını vuruyormuş! Adam hem çıplak ayakla koşup hem de altın madalyayı kapmış. İşte gerçek bir Rick hareketi Millet; ekipmanlara değil, kendi berbat genetiğine ve hırsına güvenmek!

Olimpiyatlar; sahte bilimle (şu vantuz izlerini gördün mü?), tuhaf kurallarla ve bazen de sülüklerle dolu bir yer. Yani, eğer bir gün spora merak salarsanız, umarım en azından ayakkabılarınızı giymeyi unutmazsınız. Şimdi gidin, çalışmam gereken bir kara delik var.
