İnci Aral’ın yeni romanı Verda’nın Ölümü, bir kadın cinayetini failin gözünden anlatıyor. Evlilik, kıskançlık ve adalet temalarıyla dikkat çekiyor.
Bir Cinayetin Ardından: İnci Aral’dan Sarsıcı Bir Roman
Türk edebiyatının usta kalemi İnci Aral, uzun bir aradan sonra okurlarını derinden sarsacak bir romanla selamlıyor: Verda’nın Ölümü.

Everest Yayınları’ndan çıkan bu çarpıcı eser, bir kadın cinayetini failin gözünden anlatıyor. Elbette bu sadece bir suç hikâyesi değil; aynı zamanda evlilik, kıskançlık, iktidar ve pişmanlık üzerine çok katmanlı bir içsel yolculuk.
Romanın merkezinde Ata adlı bir adam var. Güçlü, itibarlı, eğitimli bir bürokrat. Dışarıdan bakıldığında dengeli bir hayat sürerken, iç dünyasında bastırılmış öfke ve kırgınlıkla boğuşuyor. Karısı Verda ise genç, yetenekli bir soprano. Bu evlilik, zamanla karşılıklı nefretle çürüyüp bir cinayetle son buluyor.
Aral, Ata’nın gözünden anlatılan hikâyede, bir suçun psikolojik katmanlarını cesurca açığa çıkarıyor. Cinayetin hemen sonrasındaki zihinsel bulanıklık, gözaltı süreci ve ev hapsi boyunca Ata’nın pişmanlık, inkâr ve öfke dolu iç hesaplaşması okura aktarılıyor. “Kafamda, bir kadını, karımı, çocuklarımın annesini öldürdüm!” çığlığı, romanın en çarpıcı anlarından biri.
Yazar, bu romanla sadece bireysel bir çöküşü değil, aynı zamanda toplumsal yozlaşmayı da sorguluyor. Ata’nın “ellerimdeki kanı silecek güçlü bir sahibim var” sözleri, adalet sistemine ve siyasi korumacılığa dair sert eleştiriler içeriyor.
İnci Aral, Verda’nın Ölümü ile aşkın ve nefretin iç içe geçtiği bir ilişkinin anatomisini çıkarıyor. Kadına yönelik şiddeti, evliliğin kırılganlığını ve erkeklik normlarını sorgulayan bu roman, okurları kendi vicdanlarıyla yüzleşmeye davet ediyor.