Türkiye’den Net Mesaj: İran Kendi Sorunlarını Kendi Çözmeli

İran Kendi Sorunlarını Kendi Çözmeli

Bölgesel Kaos Kapıdayken Ankara’dan Net Tavır: “İran’a Askeri Müdahaleye Karşıyız”

Uluslararası siyasetin 2026 yılına dair belirsizliklerle girdiği bu günlerde, Türkiye’nin dış politika rotası her zamankinden daha belirgin bir hal alıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, medya temsilcileriyle bir araya geldiği stratejik değerlendirme toplantısında, sadece bir diplomasi özeti sunmadı; aynı zamanda bölgeyi bekleyen olası fırtınalara karşı Ankara’nın “liman” olma iradesini de ortaya koydu.

İran Dosyası: “Askeri Müdahale Çözüm Değil”

Bakan Fidan’ın açıklamalarında en dikkat çekici başlık, İran’a yönelik olası askeri müdahale tartışmalarıydı. Türkiye’nin yüzyıllardır değişmeyen sınır komşusu İran ile olan tarihsel ve toplumsal bağlarına vurgu yapan Fidan, dışarıdan bir müdahalenin bölgedeki fay hatlarını onarılamaz şekilde kıracağı uyarısında bulundu.

Fidan, “İran’a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız. İran’ın kendi içindeki sorunlarını yine kendisinin, otantik yöntemlerle çözmesi gerekiyor,” diyerek, Ankara’nın “egemenliğe saygı” ve “diyalog” eksenli politikasının altını çizdi. Bakan’a göre, İran’da yaşanacak geniş çaplı bir istikrarsızlık, Ortadoğu’nun halihazırda zorlanan taşıma kapasitesini tamamen çökertebilir.

Gazze Sınavı: “Küresel Sistem Sınıfta Kaldı”

2025 yılının en acı bilançosu olan Gazze’deki insani dram, Fidan’ın ajandasında ilk sıradaydı. Mevcut küresel yönetişim modelinin bu kriz karşısında felç olduğunu belirten Bakan, uluslararası hukukun ağır bir tahribata uğradığını ifade etti.

Türkiye’nin ateşkes ve kalıcı barış için yürüttüğü yoğun trafiğin devam edeceğini müjdeleyen Fidan, özellikle kış şartlarında hayatta kalmaya çalışan Filistinliler için insani yardım koridorlarının açılmasının öncelikleri olduğunu vurguladı.

İran Kendi Sorunlarını Kendi Çözmeli
İran Kendi Sorunlarını Kendi Çözmeli

2026 Vizyonu: Diplomasi mi, Güç mü?

Bakan Fidan’ın konuşmasından çıkan en önemli ders şuydu: Artık hiçbir ülke, dış politikasını önceden belirlenmiş kalıplarla yürütemez. “Belirsizliğin daimi hale geldiği” bir dünyada Türkiye; Rusya-Ukrayna savaşından Suriye’deki dönüşüme, Kafkasya’dan Balkanlar’a kadar geniş bir coğrafyada “arabulucu” ve “düzen kurucu” rolünü pekiştirmeyi hedefliyor.

Sonuç olarak; Ankara, 2026 yılında da askeri gerilimlerin yerine diplomatik masayı; kutuplaşmanın yerine ise bölgesel iş birliğini koymaya kararlı. Hakan Fidan’ın çizdiği projeksiyon, Türkiye’nin sadece bir seyirci değil, oyunun kurallarını barış lehine değiştiren bir aktör olmaya devam edeceğini gösteriyor.

Paylaş:

Kategorisinden

0 0 votes
Konuyu Değerlendir
Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments