Rusya Federasyonu’na bağlı Saha (Yakutistan) Cumhuriyeti’nde 13 Şubat, Ana Dili ve Alfabe Haftası olarak anılmaktadır. Bu tarih, Saha Türklerinin ilk dilbilimcisi ve Türk dünyasında Latin esasına dayalı ilk alfabe çalışmalarından birini ortaya koyan Semen Novgorodov’un doğum günüdür. Son yıllarda bu anlamlı günün Ankara’da da anılması, Türk dünyası dil ve kültür mirasına verilen önemin güncel bir göstergesidir.

Atatürk’ün Türk Diline Bakışı ve Saha (Yakut) Dili
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk dilini yalnızca bir iletişim aracı olarak değil; tarih, kültür ve kimliğin taşıyıcısı olarak ele almıştır. Bu yaklaşım, Türkiye Türkçesi ile sınırlı kalmamış; Türk dünyasının farklı coğrafyalarındaki dilleri de kapsayan bir perspektifi içermiştir. Saha (Yakut) dili de bu çerçevede değerlendirilmiştir.
Anıtkabir Kitaplığı ve Yakut Dili Sözlüğü
Anıtkabir Atatürk Kitaplığı’nın dilbilimi bölümünde Yakutça, Hakasça, Kırgızca ve diğer Türk dillerine ait sözlük ve araştırmalar yer almaktadır. Yakut diliyle ilgili en önemli kaynaklardan biri, Eduard Karloviç Pekarskiy tarafından hazırlanan üç ciltlik Yakut Dili Sözlüğüdür. Bu eser, yalnızca bir sözlük değil; Saha Türklerinin kültürel dünyasını yansıtan kapsamlı bir derlemedir.
1930’lar ve Türkoloji Hamlesi
Atatürk döneminde, Abdülkadir İnan başkanlığında Ahmet Caferoğlu, Reşit Rahmeti Arat ve Abdullah Taymaz gibi isimlerin yer aldığı ekipler tarafından pek çok Türkoloji eseri Türkçeye kazandırılmıştır. Yakut Dili Sözlüğü’nün Türkiye Türkçesine çevrilmesi de bu dönemin bilimsel vizyonunun bir parçasıdır. Aynı yıllarda Çuvaşça, Altayca, Kumukça ve Balkar Türkçesine ait sözlükler de Türk Dil Kurumu öncülüğünde ele alınmıştır.
Saha Dili: Bir Sözlükten Fazlası
“Saha Dili Sözlüğü”, halk hikâyeleri, masallar, atasözleri, efsaneler, inanışlar ve kişi adlarıyla; Saha Türklerinin kültürel hafızasını bütüncül biçimde yansıtır. Bu yönüyle eser, dil çalışmasının ötesinde etnografik ve kültürel bir ansiklopedi niteliği taşır.

Atatürk ve Saha (Yakut) Dili (Agrafena Kuzmina )
Rusya Federasyonu’na bağlı Saha (Yakutistan) Cumhuriyeti’nde 13 Şubat, Ana Dili ve Alfabe Haftası kapsamında anılmaktadır. Bu tarih, Saha Türklerinin ilk dilbilimcisi ve Türk dünyasında Latin esasına dayalı ilk alfabelerden birini geliştiren Semen Novgorodov’un doğum günüdür. Bu anlamlı gün, son yıllarda Ankara’da da anılmaktadır.
Bu vesileyle, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Saha (Yakut) Türklerinin dili ve genel olarak Türk dilleriyle ilgili çalışmalara verdiği öneme değinmek yerinde olacaktır.
Anıtkabir Atatürk Kitaplığı’nın Dilbilimi bölümünde; Yakut Dili Sözlüğü, Hakasça sözlükler, Kırgızca sözlükler ve çeşitli Türk dillerine ilişkin eserlerin bulunduğu bilinmektedir. Yakut diline ait sözlük çalışmalarının bir bölümü Türkiye Türkçesine çevrilmiş ve kitaplıkta yerini almıştır. İlk cildi yayımlanan bu çevirinin, çeşitli nedenlerle devam ciltlerinin yayımlanmadığı da kayda geçmiştir.
Yakut (Saha) dili çalışmalarının temel kaynaklarından biri, Eduard Karloviç Pekarskiy tarafından hazırlanan **üç ciltlik “Yakut Dili Sözlüğü”**dür. Bu eser, günümüzde dahi Türk dilleri arasında en kapsamlı ve nitelikli sözlüklerden biri olarak kabul edilmektedir. Dönemin tanıklıklarına göre Atatürk, bu sözlüğün önemine dikkat çekmiş; eserin Türkiye Türkçesine kazandırılması yönünde çalışmalar yapılmasını istemiştir. Çeviri süreci, Abdülkadir İnan’ın başkanlığında; Ahmet Caferoğlu, Reşit Rahmeti Arat, Abdullah Taymaz gibi Türkolog ve tarihçilerin de yer aldığı bir ekip tarafından yürütülmüş ve 1937 yılında tamamlanmıştır.
Bu dönemde yalnızca Yakut Dili Sözlüğü değil; Alman asıllı Rus Türkolog Wilhelm Radloff’un eserleri başta olmak üzere pek çok Türkoloji çalışması Türkçeye kazandırılmıştır. Türk Dil Kurumu’nun 1936 tarihli duyurularında, Çuvaşça, Altayca, Kumukça ve Balkar Türkçesine ait sözlüklerin çevrildiği bilgisi yer almaktadır.
“Saha Dili Sözlüğü”, yalnızca bir dil çalışması değil; aynı zamanda Saha Türklerinin kültürel hafızasını yansıtan kapsamlı bir derlemedir. Sözlükte halk hikâyeleri, masallar, atasözleri, efsaneler, inanışlar, kişi adları ve Saha kültürüne ait çok sayıda unsur yer almakta; eser bu yönüyle adeta Saha Türklerinin ansiklopedisi niteliğini taşımaktadır.
Türk dünyasının en kuzeydoğusunda yaşayan Saha (Yakut) Türkleri açısından, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün Saha diline ve genel olarak Türk dillerine duyduğu ilgi, tarihsel ve kültürel açıdan büyük bir anlam taşır. Bu ilgi, Türk dünyasının ortak köklerine ve dilsel birliğine verilen önemin açık bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.
Yakutça–Türkçe Karşılaştırması
Yakutça (Saha tıla), Türk dilleri ailesine mensup olmakla birlikte, coğrafi izolasyon ve tarihsel etkileşimler nedeniyle Türkiye Türkçesinden en fazla ayrışmış Türk dillerinden biridir.
Dil Ailesi ve Konum
Türkiye Türkçesi: Oğuz grubu (Batı Türkçesi)
Yakutça (Saha): Sibirya Türk dilleri (Kuzeydoğu kolu)
Yapısal Benzerlikler
Eklemeli (agglutinatif) yapı
Ünlü uyumu
Söz dizimi: Özne + Nesne + Yüklem (SOV)
Çekim ve yapım eklerinin işlevsel benzerliği
Temel Farklılıklar
Özellik Türkiye Türkçesi Yakutça (Saha)
Ses yapısı Yumuşak ünsüzler Sert, boğumlu sesler
Uzun ünlüler Yok Anlam ayırt edici
Yabancı etki Arapça, Farsça Moğolca, Tunguzca, Rusça
Kelime kökleri Görece korunmuş Arkaik + değişmiş
Örnek Kelime Karşılaştırmaları
Türkçe Yakutça Açıklama
Ben Мин (Min) Kök korunmuştur
Ad Аат (Aat) Uzun ünlü
Su Уу (Uu) Eski Türkçe kök
Gün Күн (Kün) Ortak Türkçe
Yakut Alfabesi (Kiril Tabanlı)
Yakutça günümüzde Kiril alfabesi kullanılarak yazılmaktadır. Rus alfabesine eklenen özel harflerle birlikte toplam 40 harf bulunmaktadır.
Yakut Alfabesi Tablosu
Harf Okunuş Açıklama
А а a
Б б b
В в v
Г г g
Ҕ ҕ ğ Boğaz g’si
Д д d
И и i
К к k
Ҥ ҥ ng Nazal n
Ө ө ö Türkçedeki ö
Ү ү ü Türkçedeki ü
Һ һ h Sert h
У у u
Ы ы ı Kalın ı
Э э e
Ю ю yu
Я я ya
Türk Dünyası Dilleri: Yakutça’nın Yeri
Türk Dünyası Dil Ailesi İçinde Genel Çerçeve
Türk dilleri, tarihsel ve coğrafi gelişimlerine göre çeşitli kollara ayrılmaktadır. Bu sınıflandırma, hem dilbilimsel benzerlikleri hem de tarihsel göç yollarını yansıtır.
Başlıca Türk Dili Kolları:
- Oğuz Grubu: Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmen Türkçesi
- Kıpçak Grubu: Kazakça, Kırgızca, Tatarca, Başkurtça
- Karluk Grubu: Özbekçe, Uygurca
- Sibirya (Kuzeydoğu) Grubu: Yakutça (Saha), Dolganca
- Çuvaşça: Ayrıksı (Bulgar kolu)
Bu yapı içinde Yakutça, coğrafi olarak en kuzeyde; dilbilimsel olarak ise en farklılaşmış Türk dili konumundadır.
Yakutça’yı Ayrıksı Kılan Unsurlar
Yakutça’nın Türk dünyası içindeki özgünlüğü birkaç temel başlık altında toplanabilir:
- Coğrafi İzolasyon: Orta Asya’dan binlerce kilometre uzaklıkta, Sibirya’nın sert iklim koşullarında gelişmiştir.
- Arkaik Dil Özellikleri: Eski Türkçede bulunan bazı ses ve yapı özellikleri Yakutça’da korunmuştur.
- Yoğun Dil Teması: Moğolca ve Tunguz dilleriyle uzun süreli temas, Yakutça’nın fonetik ve söz varlığını derinden etkilemiştir.
- Uzun Ünlü Sistemi: Türk dilleri içinde en belirgin ve işlevsel uzun ünlü yapılar Yakutça’da görülür.
Yakutça – Türkiye Türkçesi – Orta Asya Türkçeleri Karşılaştırması
Kriter Türkiye Türkçesi Orta Asya Türkçeleri Yakutça
Coğrafya Anadolu Orta Asya Kuzeydoğu Sibirya
Dil Kolu Oğuz Kıpçak / Karluk Sibirya
Uzun Ünlü Yok Sınırlı Yaygın
Fonetik Sertlik Orta Orta Yüksek
Arkaik Unsur Düşük Orta Yüksek
Kültürel ve Stratejik Boyut
Yakutça’nın Türk dünyasındaki önemi yalnızca dilbilimsel değildir. Aynı zamanda:
- Türk kültür tarihinin erken evrelerini yansıtır
- Sözlü edebiyat geleneğinin (Olonkho) zirve örneklerini barındırır
- Türk dünyası içinde kültürel çeşitliliğin ve sürekliliğin kanıtıdır
Bu bağlamda Yakutça, Türk dünyası dilleri arasında köken–evrim–dağılma ilişkisini anlamada anahtar bir rol oynar.
Köken–Evrim–Dağılma İlişkisi: Yakutça’nın Anahtar Rolü
Köken
Yakutça (Saha dili), Türk dillerinin erken dönemlerine ait kimi fonetik ve morfolojik unsurları koruması nedeniyle köken araştırmaları için kritik bir referanstır. Uzun ünlülerin işlevsel kullanımı, bazı kelime köklerinin Eski Türkçeye yakınlığı ve ek dizilimleri, Türkçenin ilk evrelerine dair izler sunar.
Evrim
Sibirya coğrafyasında uzun süreli izolasyon, Yakutça’nın bağımsız bir evrim hattı izlemesine yol açmıştır. Moğolca ve Tunguzca ile temas, ses sertleşmesi ve söz varlığı çeşitlenmesini artırmış; buna karşın Türkçenin çekirdek eklemeli yapısı korunmuştur. Bu durum, Yakutça’yı Türk dilleri içinde kontrollü değişim modeli hâline getirir.
Dağılma
Yakutça’nın bugünkü konumu, Türk topluluklarının Orta Asya’dan kuzeydoğuya doğru tarihsel dağılma rotasını işaret eder. Oğuz, Kıpçak ve Karluk kollarıyla karşılaştırıldığında Yakutça, dağılmanın en uç noktasında yer alır ve dil–coğrafya ilişkisinin somut bir kanıtını oluşturur.
Karşılaştırmalı Çıkarımlar
- Köken: Arkaik öğelerin korunumu → erken Türkçe izleri
- Evrim: İzolasyon + temas → özgün fonetik yapı
- Dağılma: Kuzeydoğu Sibirya → Türk göç yollarının sınırı
Yakutça (Saha Dili) Neden Türk Dili Araştırmaları İçin Stratejik?
Türkiye merkezli Türkoloji çalışmaları, ağırlıklı olarak Oğuz grubu üzerine yoğunlaşmakta; Sibirya Türk dilleri sistematik olarak yeterince incelenmemektedir.
- Yakutça, Eski Türkçeye ait fonetik ve morfolojik unsurları korumaktadır.
- Uzun ünlüler ve sert ünsüz sistemi, Türk dil evriminin erken aşamalarına ışık tutar.
- Olonkho Destanı, dil–mitoloji–coğrafya ilişkisini bütüncül sunar.
Akademik Öneriler
- Yakutça, Türkoloji müfredatlarına seçmeli ders olarak eklenmelidir.
- Türkiye–Saha Cumhuriyeti ortak dil projeleri desteklenmelidir.
- TÜBİTAK ve AB fonlarında “Sibirya Türk Dilleri” başlığı açılmalıdır.
Stratejik Kazanım
Yakutça çalışmaları, Türkiye’nin Türk Dünyası bilim diplomasisini güçlendirir.
Yakutça, Türk dünyası dilleri arasında köken–evrim–dağılma ilişkisini bütüncül biçimde okumaya imkân veren yaşayan bir dil laboratuvarıdır. Bu nedenle Yakutça çalışmaları, Türk dil tarihinin yalnızca bir alt alanı değil; merkezî bir anahtarıdır.
Türk dünyasının en kuzeydoğusunda yaşayan Saha (Yakut) Türkleri açısından, Atatürk’ün Türk dillerine ve bu dillerin bilimsel olarak incelenmesine verdiği önem tarihsel bir anlam taşımaktadır. Bu yaklaşım, Türk dünyasının ortak köklerine işaret eden; dil üzerinden kurulan güçlü bir kültürel bağın ifadesidir.