Kusursuzluk Bitti, Ağlama Modası Başladı: Ne Kadar Gerçek?

Kusursuzluk Bitti, Ağlama Modası Başladı Ne Kadar Gerçek

Ağlama Selfie’si Yeni PR Mı? “Gözyaşımı Bile Doğal Işıkta Silerim” Tiyatrosu!

Kahveleri, filtreli kahvelerinizi yanınıza alın hayatım. Çünkü bugün, sosyal medyanın o pek “derin”, pek “duyarlı” ve buram buram strateji kokan yeni numarasını masaya yatırıyoruz.

Yıllarca ne çektik biz bu platformlarda?

Porselen gibi ciltler, Maldivler’de hindistan cevizi suyu içerken fırlatılan “uyandım ama hâlâ muhteşemim” pozları, arkada hafif flulaştırılmış lüks arabalar… Hepsine sabrettik. Fakat ne oldu? Bizim Z kuşağı baktı ki bu kusursuzluk oyununda artık ekmek kalmadı, hemen yeni bir icat çıkardı: “Bakın ben de insanım, bakın ben de acı çekiyorum!”

Gözyaşları şıpır şıpır damlarken çekilen selfie’ler, “bugün hiç iyi değilim” temalı makyajsız/saç baş dağınık post’lar, yataktan kalkamamış halin 4K çözünürlükteki Reels’ları…

Ayol bir dakika… İnsan gerçekten canı yandığında telefonun ön kamerasını açıp “Açı iyi mi, gözyaşım yanağımdan süzülürken ring light’ın ışığı tam vuruyor mu?” diye kontrol eder mi?

Sivilce Bakanlığı ve Ağlama Ajansı

Dün “Mükemmel Hayat Kulübü” başkanı olanlar, bugün karşımıza “Sivilceli ve Bunalımdaki Melekler” olarak çıkıyor. Eskiden kusursuzluk satıyorlardı, şimdi mağduriyet satıyorlar. Yani kısacası: Marka değişti, dükkan aynı.

İşin çelişkisi şurada şekerim: Z kuşağı sözde “samimiyet ve şeffaflık” arıyordu. Kusursuz estetize edilmiş fotoğraflardan bıkmışlardı, helal olsun, ben de bıktım. Ama şekerim, “Doğal olacağım” derken bile o doğallığı kurgulamak nedir?

Ağlarken fotoğraf çekinip altına sekiz paragraf “Kendi yolculuğumda kendimi kucaklıyorum” tiradı yazmak samimiyet değil, duygusal pazarlamadır.

Biz de yedik mi? Yemedik tabii. Ben burada hafif değil, bayağı bir kurgu seziyorum.

Ağlama selfie’si atıp altına “Çok zor bir günden geçiyorum ama siz harikasınız” yazan influencer görünce benim ekran karşısındaki sıfat: e-Devlet şifresini unutmuş gibi bakan insan şaşkınlığı.

Ulan madem o kadar kötüsün, o telefonu bir kenara bırak da git bir bitki çayı iç, bir yüzünü yıka! Ama yok… O gözyaşı akacak, o etkileşim alınacak, o markalar “Ne kadar da kırılgan ve gerçek bir ruh” deyip sponsorluk anlaşmasını çakacak.

Sözde mükemmel hayat fetişizmi bitti, yerine “Kusurlarımı öyle bir ambalajlarım ki yine benden alırsın” modası geldi. Yemezler hayatım, Lal Bela bu PR numaralarını kilometrelerce öteden tanır.

Kusursuzluk Bitti, Ağlama Modası Başladı Ne Kadar Gerçek
Kusursuzluk Bitti, Ağlama Modası Başladı Ne Kadar Gerçek

Ben gördüğümü yazdım. Alınan varsa demek ki gözyaşı filtresinin dozunu fazla kaçırmıştır.

Öpüyorum şekerim. Gerçekten ağlayacaksanız da şu telefonları bir salın artık!

Bu Konuyu Değerlendir!

Bir Yıldıza Tıklayarak Konuya Puan Verin!

Ortalama Puan 4.5 / 5. Puan Veren Kişi: 532

Henüz Puan Verilmedi. Konuyu Değerlendiren İlk Kişi Ol!

Paylaş:
Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler

, Kategorisinden