Cenevre’de Diplomatik Satranç – ABD ve İran Arasında 3. Tur Başladı
Dünya siyasetinin gözü kulağı bir kez daha İsviçre’nin sakin kenti Cenevre’ye çevrildi. Ancak bu sakinlik, perde arkasındaki devasa gerilimi gizlemeye yetmiyor. Haziran 2025’te yaşanan askeri çatışmaların ardından kopma noktasına gelen ABD-İran ilişkileri, Umman’ın sabırlı arabuluculuğuyla yeniden masaya taşındı. Bugün gerçekleşen üçüncü tur görüşmeler, sadece bir nükleer uzlaşı arayışı değil, aynı zamanda Orta Doğu’nun kaderini tayin edecek stratejik bir eşik anlamını taşıyor.
Masadaki İsimler ve Kritik Format
Cenevre’deki görüşmelerin en dikkat çekici yanı, heyetlerin profili. ABD tarafında Donald Trump’ın güvendiği isimler; Özel Temsilci Steve Witkoff ve kilit figür Jared Kushner yer alırken, İran cephesini tecrübeli diplomat Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi temsil ediyor. Taraflar aynı odada göz göze gelmiyor; Ummanlı diplomatlar, bir nevi “mekik diplomasisi” yürüterek mesajları odalar arasında taşıyor. Bu dolaylı format, güven bunalımının ne kadar derin olduğunun en somut göstergesi.
Pazarlığın Kalbi: %60 Uranyum ve Yaptırımlar
Müzakerelerin merkezinde iki ana sütun var: İran’ın nükleer kapasitesi ve ABD’nin ekonomik kıskacı.
-
İran’ın Talebi: Tahran yönetimi, nükleer faaliyetlerinin “barışçıl” olduğunun altını çizerek, ekonomiyi nefessiz bırakan yaptırımların derhal ve doğrulanabilir şekilde kaldırılmasını istiyor.
-
ABD’nin Şartı: Washington ise İran’ın elindeki %60 oranında zenginleştirilmiş 440 kilogramlık uranyum stokunun ülke dışına çıkarılmasını ve zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen durdurulmasını kırmızı çizgi olarak görüyor.

Barışın Gölgesinde Askeri Hareketlilik
Diplomasi masası kurulurken, sahadaki askeri hareketlilik “havuç-sopa” stratejisinin ne kadar sert uygulandığını gösteriyor. ABD’nin bölgedeki askeri yığınağı artarken, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’dan gelen “Nükleer silah niyetimiz yok, Hamaney’in fetvasına güvenin” açıklaması, gerilimi düşürme çabası olarak okunuyor. Ancak Savunma Bakanı Hegseth’in “Tüm seçenekler masada” çıkışı, anlaşma sağlanamaması durumunda senaryonun ne kadar karanlık olabileceğine işaret ediyor.
Sonuç: 3. Turdan İmza Çıkar mı?
Uzmanlar, bu turun nihai bir imzadan ziyade, “yol haritası” netleştirme aşaması olduğunu vurguluyor. Kimin önce adım atacağı (yaptırımların kalkması mı, uranyumun teslimi mi?) sorusu hala en büyük engel. Ancak her iki tarafın da ekonomik ve güvenlik gerekçeleriyle bir çıkış yolu aradığı yadsınamaz bir gerçek.
Cenevre’den gelecek haberler, sadece petrol fiyatlarını değil, küresel güvenlik mimarisini de baştan aşağı değiştirebilir. Diplomasi mi kazanacak yoksa askeri seçenekler mi öne çıkacak? Cevap, Ummanlı diplomatların taşıdığı o gizli notlarda saklı.