ABD ve İran Arasında Hürmüz Boğazı Gerilimi: Trump’tan Savaş Tazminatı Talebi
Küresel deniz ticaretinin ve enerji hatlarının kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı, Washington ile Tahran arasında tırmanan yeni bir diplomatik ve askeri restleşmeye sahne oluyor. ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan Deniz Kuvvetlerinin boğazı mayınlardan temizlediğini ve stratejik su yolunda tam kontrol sağladığını öne sürerken; İran yönetimi ise ABD belirlenen şartları karşılamadığı sürece geçişlerin kapalı kalacağını duyurdu.
Oval Ofis’ten “Tam Kontrol” İddiası
Beyaz Saray’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu savunarak bölgedeki seyrüsefer güvenliğinin tamamen ABD ordusu tarafından sağlandığını iddia etti. Washington yönetimi bölgedeki ablukayı koruduğunu vurgularken, Tahran’dan gelen şartlı açılım hamlesine sert bir karşılık verdi.
Müzakere Masasında “Tazminat” Restleşmesi
İran üst düzey güvenlik yetkililerinin, Hürmüz Boğazı’nın yeniden ticari seyrüsefere açılması için sunduğu altı maddelik şartlar arasında, çatışmalar sırasında meydana gelen zararların ABD tarafından savaş tazminatı olarak ödenmesi de yer alıyordu.
Trump, kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamayla Tahran’ın bu talebini kesin bir dille reddetti. Karşı hamlede bulunan ABD Başkanı, asıl tazminat ödemesi gereken tarafın İran olduğunu savundu.
Donald Trump: “İran’ın tazminat talebini müzakere masasına getiren temsilcilerimize talimat verdim. Gelecekteki tüm görüşmelere, İran’ın sebep olduğu kayıplar için ABD’ye tazminat ödemesi şartı eklenecektir.”

ABD’nin Karşı Tazminat Talebinin Detayları
Trump’ın müzakere şartı olarak öne sürdüğü tazminat paketinde şu başlıklar öne çıkıyor:
-
Askeri ve Sivil Kayıplar: Yol kenarına yerleştirilen bombalar ve çatışmalarda hayatını kaybeden veya ağır yaralanan ABD askerleri ve siviller için finansal tazminat.
-
İranlı Protestocular: Son 50 yıl içinde ve son beş aylık süreçte hayatını kaybeden İranlı göstericilerin ailelerine tazminat ödenmesi talebi.
Tahran yönetiminin geri adım atmaması ve ABD’nin counter-tazminat şartını masaya sürmesi, Hürmüz Boğazı üzerindeki krizin diplomatik yollarla çözülme ihtimalini daha da karmaşık bir hale getiriyor.