Türkiye’nin tarımsal üretim gücü küresel pazarlarda ses getirmeye devam ediyor. Son açıklanan verilere göre, ülkemizin yaş meyve ve sebze ihracatının beşte birinden fazlası tek bir bölgeden, yani Batı Akdeniz’den gerçekleştiriliyor. Üreticilerin emeği ve ihracatçıların stratejik hamleleriyle şekillenen bu başarı, yerli tarımın gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Batı Akdeniz Tarım İhracatında Zirvede
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, yılın ilk 9,5 ayında ülke genelinde yüzde 41’lik güçlü bir artışla 3,3 milyar dolarlık yaş meyve ve sebze ihracatına ulaşıldı. Bu devasa rakamın tam yüzde 21’i, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) sorumluluk alanındaki illerden geldi. Özellikle örtü altı tarımın başkenti konumundaki Antalya ile birlikte Isparta ve Burdur, bölgeyi ihracat liginde zirveye taşıyan ana motorlar oldu.
BAİB Bölgesinin Ürün Dağılımı ve Öne Çıkanlar
Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği, bu dönemde geçen yıla oranla yüzde 27’lik bir artış kaydederek 702 milyon dolarlık ihracata imza attı. Rakamların alt kırılımlarına baktığımızda ise sofralarımızın vazgeçilmezi olan sebze ve meyvelerin küresel pazarlardaki ağırlığını net bir şekilde görebiliyoruz.
| Ürün Grubu / Çeşit | İhracat Tutarı | Önemli Detaylar |
|---|---|---|
| Biber | 209 Milyon $ | Ürün bazında lider |
| Domates | 143 Milyon $ | İkinci sırada yer alıyor |
| Kiraz | 96 Milyon $ | Meyve grubunun yıldızı |
Bölgeden yapılan toplam sevkiyatın 427 milyon dolarını sebze, 258 milyon dolarını meyve ve 17 milyon dolarını ise narenciye oluşturdu.

Bu Başarı Ekonomik Açıdan Ne Anlama Geliyor?
Batı Akdeniz’in yaş meyve ve sebze ihracatındaki bu güçlü performansı; sadece bölge çiftçisinin ve ihracatçısının yüzünü güldürmekle kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin döviz kazanma kapasitesine ve dış ticaret dengesine de stratejik bir katkı sunuyor. Örtü altı tarımda yakalanan yüksek verimlilik, modern tarım tekniklerinin entegrasyonu ve lojistik avantajlar, Türk ürünlerinin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırıyor. Bu tablo, tarım sektörünün sadece iç pazar için değil, aynı zamanda ülkenin sürdürülebilir ekonomik büyümesi için de vazgeçilmez bir kaldıraç olduğunu açıkça ortaya koyuyor.