Ortadoğu’da Barut Kokusu: İsrail Ordusu Lübnan’a Hava Saldırısı Başlattı
Ortadoğu’nun kırılgan dengeleri bir kez daha sarsılıyor. Haftalardır süregelen karşılıklı tehditlerin ve sınır hattındaki namluların gölgesinde beklenen o karanlık haber geldi: İsrail ordusu, Lübnan genelinde geniş çaplı bir hava operasyonu başlattığını duyurdu.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından yapılan resmi açıklamada, saldırıların ana hedefinin Hizbullah’a ait askeri altyapılar ve stratejik noktalar olduğu öne sürülüyor. Ancak sahadan gelen ilk bilgiler, operasyonun sadece sınır hattıyla sınırlı kalmadığını, Lübnan’ın derinliklerine kadar uzandığını gösteriyor.
Beyrut Semalarında Patlama Sesleri
Saldırı emrinin verilmesinin ardından başkent Beyrut başta olmak üzere Lübnan’ın güney ve doğu bölgelerinde şiddetli patlamalar yankılandı. Görgü tanıkları, savaş uçaklarının alçak uçuş yaptığını ve hedeflenen noktalardan dumanların yükseldiğini bildiriyor. Özellikle Beyrut’un güney banliyöleri gibi Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen bölgelerde tansiyon en yüksek seviyeye ulaşmış durumda.
Ateşkes Masası Devrildi mi?
Kasım 2024’te varılan ancak kağıt üzerinde kalan ateşkes anlaşması, bu son saldırılarla birlikte fiilen sona ermiş görünüyor. Lübnan makamları, İsrail’in ateşkesi binlerce kez ihlal ettiğini belirtirken, son operasyonun bölgeyi tam ölçekli bir savaşa sürüklemesinden endişe ediliyor. Lübnan Başbakanlığı’ndan gelen ilk tepkiler, ülkenin güvenliğini tehdit edecek maceralara izin verilmeyeceği yönünde olsa da, sahadaki askeri gerçeklik diplomatik çabaların çok ötesine geçmiş durumda.

Siviller Hedef Hattında
Her askeri operasyonda olduğu gibi, bu çatışma sürecinin de en büyük bedelini siviller ödüyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, geçtiğimiz aylardaki ihlallerde yüzlerce sivil hayatını kaybederken, bu yeni hava harekatının can kaybı bilançosunu ağırlaştırmasından korkuluyor.
Bölge Nereye Gidiyor?
İsrail’in Lübnan’a yönelik bu hamlesi, sadece iki ülke arasındaki bir çatışma değil, İran-İsrail rekabetinin de en sıcak cephesi niteliğinde. Bölgedeki askeri hareketlilik, “kontrollü gerilim” stratejisinin yerini “kontrolsüz bir tırmanışa” bıraktığını gösteriyor. Beyrut semalarındaki dumanlar dağıldığında geriye ne kalacağı ise belirsizliğini koruyor.