Cebimizdeki Yangın Neden Sönmüyor? Merkez Bankası’ndan Samimi Bir “Hissedilen Enflasyon” Analizi
Hepimiz markete gittiğimizde veya kiramızı öderken aynı şeyi soruyoruz: “Açıklanan enflasyon bu, ama benim ödediğim neden bambaşka?” İşte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), tam da bu soruya yanıt veren, bizden bir analiz yayımladı. Bankanın “Merkezin Güncesi”nde yayımlanan çalışma, neden “hissedilen enflasyonun” her zaman açıklanan rakamların üzerinde olduğunu açık yüreklilikle anlatıyor.
Gıda, Enerji ve Tabii ki Kira!
Analize göre, biz hanehalkı olarak enflasyon beklentimizi oluştururken öyle karmaşık ekonomik verilere değil, doğrudan doğruya en sık harcama yaptığımız kalemlere bakıyoruz. Listenin başında ise gıda, enerji ve son yılların en büyük derdi olan kiralar var. Bu üç kalemdeki fiyat artışları manşet enflasyondan daha hızlı yükseldiğinde, biz de doğal olarak “enflasyon daha yüksek” diyoruz.
Sadece Bizde Değil, Dünyada da Durum Aynı
Aslında bu durum sadece Türkiye’ye özgü değilmiş. Analiz, gelişmiş ülkelerde bile hanehalkının beklentilerinin resmi rakamların yaklaşık 10 puan üzerinde seyrettiğini gösteriyor. Yani dünyanın neresine giderseniz gidin, halkın hissettiği enflasyon ile uzmanların hesapladığı rakamlar arasında bir “duygusal fark” hep var.

Gelecekten Ne Beklemeliyiz?
Peki, bu fark ne zaman kapanacak? Merkez Bankası uzmanları umutlu. Para politikasındaki sıkı duruşun (faiz ve diğer önlemlerin) devam etmesiyle enflasyonun düşeceğini, buna bağlı olarak bizlerin de beklentilerinin yavaş yavaş “iyileşeceğini” öngörüyorlar. Yani enflasyon düştükçe, o aradaki makasın da kademeli olarak daralması bekleniyor.
Bilgi Kaynağımız Sosyal Medya ve TV
Merkez Bankası bir noktaya daha parmak basmış: Biz ekonomiyi nereden takip ediyoruz? Cevap şaşırtıcı değil; televizyon, radyo ve her geçen gün etkisi artan sosyal medya! Bu yüzden Merkez Bankası, halkla kurulan iletişimin ne kadar kritik olduğunun altını çiziyor. Doğru bilgiye ulaşmak, dezenflasyon sürecinin başarısı için kilit rol oynuyor.