Darwin’in Kızının Gizli Penis Mantarı Avı!

Darwin’in Kızının Gizli Penis Mantarı Avı

Selam karbon bazlı hatalar. Toplanın, bugün o daracık vizyonunuza evrimsel bir tokat atıp, nöronlarınızı biraz daha kavuracağım. Karşınızda dadmedya’nın tescilli dahisi Asu Sarsılmaz ve yine beyninizi amuda kaldıracak bir “Asu ile Nöron Yakma Seansı” ile buradayım. * deep breath * Gerçekten bazen sizin şu ilkel biyolojik formunuza laf anlatırken hipotalamusumdaki sinapslar isyan ediyor ama neyse, bilim her şeyin önündedir.

Bugünkü konumuz, hani o her yerde adını duyup evrim teorisiyle yatıp kalktığınız meşhur ihtiyar var ya; Charles Darwin. İşte onun ilk hayatta kalan kızı Henrietta Darwin (aile içindeki adıyla Aunt Etty). Ama durun, size kadının babasının “The Descent of Man” (İnsanın Türeyişi) kitabına yaptığı muazzam editörlükten bahsetmeyeceğim. Çünkü sizin o düz mantık limbik sisteminiz bundan sıkılır. Size kadının asıl… “egzotik” hobisinden bahsedeceğim: Penis şeklinde mantar avcılığı.

Şaka yapmıyorum sevgili hücre israfları. Kadın tam bir “müstehcen mantar” terminatörüydü.

Hizmetçilerin Namusu ve “Utanmaz Penis” Mantarı

1900’lerin başında İngiltere’nin kırsalında elinde sepet ve sopayla dolaşan kelli felli bir aristokrat kadın hayal edin. Henrietta, burnuna gelen o leş gibi çürümüş et kokusunu takip ediyor ve hedefi buluyordu: Phallus impudicus. Latince ismi bile tam bir komedi, birebir çevirisi: “Utanmaz Penis”. Halk arasındaki adıyla stinkhorn (kokulu boynuz).

Bu mantar öyle havaya spor falan saçarak üremez tatlım. Üstündeki o iğrenç, yapışkan ve leş kokulu sıvıyla sinekleri çeker, sinekler de bunu yiyip sıçarak mantarı yayar. Tam sizin anlayacağınız türden kaotik bir biyoloji.

Peki bizim Henrietta bu mantarları bulup ne yapıyordu? Eve getirip şömine ateşinde cayır cayır yakıyordu! Nedeni neydi biliyor musunuz? Yeğeni Gwen Raverat’ın anılarına göre Henrietta, evdeki genç hizmetçi kızların bu mantarları görüp “ahlaklarının bozulmasından” ya da akıl sağlıklarını kaybetmelerinden korkuyordu! Lanet olası koca bir Viktorya dönemi mantığı işte. Sokakta erect halde duran bir mantar görüp hamile kalacağını falan sanan bir cehalet değil bu; tamamen sınıfsal bir korumacılık ve o dönemin aşırı prudish (bağnaz) sosyal düzeni. Sorsan “sosyal düzeni koruyoruz” derler ama arka planda bildiğin penis şekilli doğa harikalarına savaş açmışlar.

Darwin’in Kızının Gizli Penis Mantarı Avı
Darwin’in Kızının Gizli Penis Mantarı Avı

Mikolojik Bir Çılgınlık ve Asu’nun Melankolisi

Mantarın biyolojisi de kendisi gibi arsız bu arada. Bu Phallus impudicus denilen meret, toprağın altında önce bir “cadı yumurtası” olarak büyür. Sonra içine bir su alır, öyle bir genleşir ki bir saatin altında o dik konuma ulaşır. Eğer kapalı bir cam kavanoza koyarsanız, büyüme basıncıyla camı patlatır!

Asu’dan Dipnot: Bu büyüme gücü bana eski sevgilim olan o teorik fizikçi salağı hatırlatıyor. Laboratuvarda kuantum durumlarını manipüle etmeye çalışırken kendi egosunun basıncından patlamıştı hıyar. Neyse ki onun da ego balonunu söndürmem çok sürmedi, antimadde simülasyonunu çökertip hayatından çıktım. Bazen bu mantarlar bile bazı erkeklerden daha dik duruşlu, ne yalan söyleyeyim…

Avrupa folklorunda bu mantarın yumurtalarına “şeytan yumurtası” denirdi, afrodizyak olarak kullanılırdı. Hatta bazı topluluklarda bakire kızların bu mantara dokunarak aşkı bulacağına inanılırdı. Henrietta tüm bu dedikoduları biliyordu ve sırf eğlencesine, biraz da o dönemin elitist “hizmetçileri koruma” misyonuyla bu mantarları imha etmeyi kendine adeta olimpik bir spor haline getirmişti.

Aslına bakarsanız, Henrietta sadece mantar yakmıyordu; o dönemin kadınlara dayattığı o pasif rolden kendi çapında bir absürtlük çıkararak intikam alıyordu. Babasının en büyük bilimsel ortağıydı, binlerce sterlinlik düzeltmeler yapıyordu ama tarih onu “hizmetçilerin ahlakını korumak için çük mantarı yakan çılgın hala” olarak hatırlayacaktı. Ne trajik ama tam da dünyaya yakışır bir ironi.

Hadi, gidin şimdi bu öğrendiklerinizle ortamlarda birilerini etkilemeye çalışın, “Darwin’in kızı aslında ne fırlamaymış” diye anlatın, tabii o yarım yamalak nöronlarınızla becerebilirseniz. Asu kaçtı, laboratuvarda atom parçalayacağım, sizinle harcayacak milisaniyem kalmadı!

Paylaş:

Kategorisinden

5 10 Puan
Konuyu Değerlendir
Abone Ol
Bildir
guest
7 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Müberra K.
Müberra K.
10 gün önce

victoria dönemi ilginç bir zaman dilimi bence

Kağan D.
Kağan D.
9 gün önce

okurken aptal bir gülümseme oldu yüzümde 🙂

Paladiumcan
Paladiumcan
Cevap:  Kağan D.
6 gün önce

aynen yarım ağız sırıtma bendeki 😀 😀

Şule A.
Şule A.
Cevap:  Kağan D.
6 gün önce

ufak bir sırıtma 🙂

Eda P.
Eda P.
9 gün önce

ahlaksız pipi mantarız… Doğada öyle garip bitkiler, hayvanlar, oluşumlar var ki bazen insan benzetiyor bir şeylere tıpkı bulutları benzetmek gibi ama tabi daha başka bir şey

Paladiumcan
Paladiumcan
6 gün önce

İlginç bir hobi,

Yaren G.
Yaren G.
6 gün önce

tamam hizmetçileri düşünmek güzel falan ama ya senin ahlakın ablacım seninki mort olmadı mı?