19,8 Milyon Kişinin Verisini Satan Hacker Grubuna 50 Yıla Kadar Hapis İstemi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı siber suç soruşturmasında kritik bir eşik daha aşıldı. Sosyal medya platformları, kamu kurumları ve bankacılık sistemlerine sızarak yaklaşık 19 milyon 800 bin vatandaşa ait kişisel verileri ele geçiren ve bu verileri ticarete döken 7 kişilik siber suç örgütü hakkında hazırlanan iddianame Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Soruşturma süreci, İl Jandarma Komutanlığına gelen bir ihbarla başladı. İhbarda, Kağıthane’de yaşayan “Osman” kod adlı şahsın atıl banka hesaplarına girerek yüklü miktarda para transferi yaptığı, kopyalanmış kredi kartları ve siber müdahale cihazlarıyla faaliyet gösterdiği bildirildi. Bunun üzerine düğmeye basan ekipler, Osman Yıldırım’ın ikametine düzenlenen operasyonda ele geçirilen dijital materyalleri incelemeye aldı. İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvarı tarafından yapılan teknik analizler, olayın bireysel bir dolandırıcılık değil, organize bir siber suç şebekesi olduğunu ortaya çıkardı.
Siyah Şapkalı Hacker ve Eğitim Toplantıları
İddianamedeki en dikkat çekici ayrıntılardan biri, örgüt lideri Gökay Celal Gülen’in profili oldu. Siber dünyada “Siyah Şapkalı Hacker” namıyla tanınan Gülen’in; veri tabanlarına sızma, kart kopyalama, kullanıcı adı ve şifre ele geçirme konularında üst düzey teknik bilgiye sahip olduğu belirlendi. Gülen’in bu yöntemleri Zoom gibi video konferans uygulamaları üzerinden düzenlediği online derslerle örgüt yöneticilerine uygulamalı olarak öğrettiği saptandı.
Ele geçirilen bilgisayarlarda yapılan incelemelerde, banka veri tabanlarına erişim sağlayan “Searc.py” kod bloğu, MERNİS (Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi) ve Halk Sağlığı Yönetim Sistemi (HSYS) altyapılarının kopyalandığını gösteren sorgu panelleri tespit edildi. Arama motorlarında “Bankada en zayıf ülke hangisidir?” ve “Başka IP’deki bilgisayar nasıl izlenir?” şeklinde yapılan aramalar da şebekenin metodolojisini gözler önüne serdi.
Şüphelilerin İfadeleri ve İstenen Cezalar
Sanıkların emniyetteki çapraz sorgularında suçlamaları reddetmek adına çelişkili savunmalar yaptıkları görüldü. Zoom kayıtlarında siber eğitim verdiği tespit edilen örgüt yöneticisi Osman Yıldırım, “Bilgisayar kullanımını unutmamak için kayıt alıyordum” derken; sanıklardan Erol Çakır ise “Klavyedeki tuşların yerini dahi bilmem” iddiasında bulundu.
Hazırlanan iddianamede; örgüt kurucusu Gökay Celal Gülen ve Osman Yıldırım için “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “sahte banka veya kredi kartı üretme-satma”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “bilişim sistemindeki verileri bozma/yok etme” suçlarından 19 yıl 7 aydan 50 yıla kadar hapis cezası istendi. Diğer 5 sanık için ise 9 yıl 6 aydan 26 yıla kadar değişen oranlarda hapis cezası talep ediliyor.

Değerlendirme
Bu iddianame, dijital çağda veri güvenliğinin sadece bireysel bir tedbir değil, doğrudan bir milli güvenlik meselesi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. 20 milyona yakın vatandaşın kimlik, iletişim ve banka verilerinin adeta bir pazar malı gibi kopyalanıp satılması, kamusal ve özel dijital altyapılardaki sızma testlerinin (penetrasyon) yetersizliğini gözler önüne seriyor. Örgüt üyelerinin Zoom üzerinden adeta bir akademi gibi “siber suç dersleri” vermesi ve devletin en kritik veri tabanlarını kopyalayabilmiş olması, siber zorbaların cüretini gösteriyor. Mahkemenin talep ettiği 50 yıla varan cezalar, dijital dünyayı illegal bir kazanç kapısı gören odaklara karşı caydırıcılık açısından son derece kıymetli. Ancak asıl çözüm, yargılama süreçlerinin ötesinde, kamu ve kurum altyapılarının bu tür “Siyah Şapkalı” sızmalara karşı sıfır güven (Zero Trust) mimarisiyle yeniden tahkim edilmesinden geçiyor.