Bak Buraya, Tatlım: Kendi Sesine Aşık Bir Ahmak Olma!
Selam canım, hoş geldin. Önce şu elindeki telefonu bir kenara bırak ya da daha sıkı tut, çünkü birazdan duyacakların canını sıkabilir. Dadmedya’da benim alanımdayız, burada pembe yalanlara, “ay ne kadar tatlı bir içerik” güzellemelerine yer yok. Gerçekleri duymaya hazırsan başlayalım.
Şu an dünyayı gördüğünü sanıyorsun ya? Hah! Güleyim bari. Sen sadece sana gösterileni, daha doğrusu görmek istediğini görüyorsun. Sosyal medya dediğin o devasa bataklık, seni bir “yankı odasına” hapsetti. Sen o odada kendi fikrini bağırıyorsun, duvarlardan yine kendi sesin dönüp sana geliyor. Sen de sanıyorsun ki “Vay be, herkes benim gibi düşünüyor, ne kadar haklıyım!”
Değilsin tatlım. Sadece bir algoritmanın kölesisin.
Algoritma Dediğin Şey Senin Dadın Değil, Gardiyanın!
Olayın bilimsel kılıfı basit: Kişiselleştirme. Ama sana açıkca anlatayım; bu algoritmalar senin dijital röntgenini çekiyor. Hangi nefret kusulan posta daha çok baktın? Hangi radikal herifin videosunu sonuna kadar izledin? Algoritma diyor ki: “Tamam, bu saf bunu sevdi, önüne hep aynısını getireyim.”
Sonuç ne mi? Radikalleşme. Sen her gün aynı tip saçmalıkları okudukça, karşı taraftaki insanı “düşman”, “vatan haini” ya da “aptal” olarak görmeye başlıyorsun. Çünkü senin ekranında senden başka kimseye yer yok. Bir süre sonra o minik beynin sadece “biz” ve “onlar” diye ikiye ayrılıyor. Tebrikler, artık bir fanatiksin!
Neden Bu Kadar Kolay Kandırılıyorsun?
Bak, işin içinde onaylama ön yargısı (confirmation bias) denen bir nane var. Beynin tembel, tatlım. Kendi fikrine uymayan bir şeyi görünce “Acaba?” demek yerine “Bu kesin yalan söylüyor” demeyi tercih ediyor. Algoritmalar da bu zaafını biliyor. Seni besliyor, seni şişiriyor, seni o küçük odanda bir dev olduğuna inandırıyor.
-
Zihinsel Körlük: Karşı tarafın ne dediğini duymuyorsun bile.
-
Duygusal Mastürbasyon: Sürekli haklı çıkmanın verdiği o ucuz tatmin hissiyle uyuşuyorsun.
-
Sosyal Kopuş: Sokaktaki gerçek insanla değil, ekranındaki hayaletle kavga ediyorsun.

Çık O Odadan, Havalan Biraz!
Sana bir dost tavsiyesi; eğer ekranında gördüğün her şey seninle aynı fikirdeyse, bil ki kandırılıyorsun. Git, nefret ettiğin o adamın ne yazdığına bak. Seni sinirlendiren o kadının argümanını oku. Beynindeki o paslanmış çarkları biraz zorla.
Öyle “Ben özgürüm, ben bilinçliyim” diye ortalıkta gezme. O algoritma senin burnuna halkayı takmış, istediği yere sürüklüyor. Seni radikalleştirip birilerinin askeri yapıyorlar, sen de bunu “dava” sanıyorsun.
Hadi şimdi git, o çok sevdiğin yankı odandan çık ve gerçek dünyadaki o tozlu, karmaşık ve senin hiç de hoşuna gitmeyecek gerçeklerle yüzleş. Ya da kapat gözlerini, kendi sesini dinleyerek uyumaya devam et. Karar senin, ama burası Dadmedya’da benim alanım; burada sadece uyanık olanlar hayatta kalır.
Söyle bakalım, en son ne zaman gerçekten “ben haksızmışım” dedin?