Küresel Yangın Sezonu Erken Başladı: 2026 Rekorlar Yılı mı Olacak?
Dünya genelinde iklim krizi ve atmosferik salınımlar, ezberlerimizi bozmaya devam ediyor. Bilim insanlarından oluşan World Weather Attribution araştırma grubunun yayımladığı son veriler, durumun ciddiyetini gözler önüne serdi. Henüz küresel olarak ana yangın sezonu başlamamışken, 2026’nın ilk aylarında dünya genelinde 150 milyon hektardan fazla alan küle döndü.
Bu korkunç rakam, son dönem ortalamalarının tam %50 üzerinde! Daha da çarpıcı olanı, yanan alanların 2024’ün aynı dönemine göre yaklaşık 2 katına çıkmış olması. Küresel izleme kayıtlarının tutulmaya başlandığı 2012 yılından bu yana, önceki tüm rekorlar %20 gibi büyük bir oranla geride bırakıldı.
Kıtalara Göre Yangın Bilançosu: Afrika ve Asya Alevler İçinde
Yangınların coğrafi dağılımına baktığımızda, gezegenin her köşesinden dumanlar yükseldiğini görüyoruz. Yeni nesil semantik analizler, yangın rejimlerinin artık sadece Akdeniz kuşağı ile sınırlı kalmadığını, küresel bir kaymaya uğradığını net bir şekilde gösteriyor.
Afrika Kıtasında Tarihi Felaket
Afrika, 2012’den bu yana en büyük yanmış alan istatistiğine ulaştı. Gambiya, Senegal, Gine, Mali, Nijerya ve Sudan dahil olmak üzere 16 ülkede rekor düzeyde yangınlar belgelendi. Kıta genelinde küle dönen alan 85 milyon hektara ulaşarak, 2025’teki bir önceki rekoru %23 oranında egale etti.
Güneydoğu Asya ve ABD’deki Durum
Asya genelinde, özellikle Laos, Myanmar, Tayland ve Kuzeydoğu Çin’de 44 milyon hektar alan etkilendi. Bu, eski rekor yılı olan 2014’e kıyasla %40’lık bir artış demek. ABD’de ise mart ayındaki aşırı sıcak dalgası ve şiddetli kuraklık, yanan alan miktarını ikiye katladı. Bilim insanları, mart ayındaki bu ekstrem sıcakların iklim değişikliğinden kaynaklanma olasılığının 7 kat daha fazla olduğunu belirtiyor. Şu an ABD topraklarının yaklaşık %50’si aktif kuraklık tehdidi altında.

Prof. Dr. Ali Kavgacı’dan El Nino Uyarısı: “İlk Müdahale Bile Yetersiz Kalabilir”
Konunun uzmanı, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kavgacı, El Nino’nun yarattığı sıcak ve kurak koşulların orman yangınları üzerindeki katalizör etkisini derinlemesine yorumladı.
“Büyük orman yangınları riski her zaman var, ancak El Nino’yla birlikte bunun daha fazla olduğunu söylemek mümkün.” – Prof. Dr. Ali Kavgacı
Kavgacı, iklim değişikliğinin yangınları iki ana koldan tetiklediğini vurguluyor:
-
Yıldırım Sayısındaki Artış: Doğrudan doğal tutuşma kaynaklarını artırıyor.
-
Tutuşma Koşullarının İyileşmesi: Artan sıcaklık dalgaları, düşük nem ve kurutucu rüzgarlar, ormandaki yanıcı maddelerin (biyokütlenin) nemini kritik seviyelerin altına düşürüyor.
Bu durum, insani bir hatayla başlayan küçük bir kıvılcımın saniyeler içinde devasa bir yangına dönüşmesine yol açıyor. Yangınlar o kadar hızlı yayılıyor ki, modern yangın söndürme teknolojileri ve ilk müdahale ekipleri bile alevlerin hızına yetişmekte çaresiz kalabiliyor.
Türkiye İçin Tehlike Çanları: Sadece Akdeniz Değil, Tüm Bölgeler Risk Altında
Peki, bu küresel senaryo ülkemizi nasıl etkileyecek? Prof. Dr. Ali Kavgacı, Türkiye için oldukça kritik bir noktaya parmak basıyor. Yaz öncesi dönemin yağışlı geçmesi, doğadaki bitki örtüsünü (biyokütleyi) artırdı. Ancak El Nino ile gelecek ani sıcak dalgaları bu gür bitki örtüsünü hızla kurutarak “mükemmel bir yakıta” dönüştürecek.
Yangın Rejimleri Değişiyor
Türkiye’de geleneksel olarak yangın riski en yüksek yerler Akdeniz ve Ege kıyılarıdır. Ancak iklimsel kaymalar nedeniyle artık Akdeniz iklim kuşağının dışındaki iller de büyük risk altında. Geçmiş yıllarda Karabük, Bolu, Eskişehir, Bilecik ve Bursa gibi görece daha serin/nemli illerde yaşanan büyük yangınlar, yangın coğrafyasının genişlediğinin en büyük kanıtı.
El Nino etkisi, insan-orman etkileşiminin olumsuz ilerleyişi ile birleştiğinde Türkiye’de bu yaz alışılmışın dışında bir yangın sezonu yaşanabilir. Bu yüzden yetkililerin ve yerel halkın, yangın sezonu tamamen pik yapmadan önce önleyici tedbirleri en üst seviyeye çıkarması hayati önem taşıyor. Unutmayalım, bu zinciri kırmanın en etkili yolu, insani hata payını sıfıra indirmekten geçiyor.