Sosyal medyada yürütülen ekonomik tartışmalar, çoğu zaman karmaşık tabloları basitleştiren tek bir çarpıcı cümle etrafında şekilleniyor. Son dönemde sıkça duyduğumuz “Türkiye’de fabrikalar kapanıyor, yerlerine kafeler açılıyor; Yunanistan da 2010 krizinden önce böyleydi” iddiası da bunun en taze örneği. İlk bakışta üretim ekonomisinin çöktüğüne dair güçlü bir uyarı gibi dursun, işin aslını anlamak için verilere göz atmak şart.
Fabrikalar Kapanıyor ve Kafeler Açılıyor İddiası Nereden Çıkıyor?
Bu tür iddiaların arkasında genellikle endişeler veya sanayide yaşanan gerçek sorunlara dikkat çekme isteği yatar. Ancak kullanılan üslup, ekonomik tabloyu kolay hatırlanan ve korku uyandıran bir anlatıya dönüştürür. Hikâyede “fabrika” üretimi ve millî gücü; “kafe” ise tüketimi temsil eder. Üstüne bir de Yunanistan örneği eklenince, okuyucuda “Aynı felakete sürükleniyoruz” algısı oluşturulur. Ancak veriler incelenmeden varılan bu tür kesin hükümler, gerçek bir ekonomik analiz sunmaz.
Sanayide Durum Ne: İşletme Kurulum ve Kapanış Verileri
Sektörde yüksek faiz, artan maliyetler ve zayıflayan talep nedeniyle özellikle tekstil gibi emek yoğun alanlarda zorluklar yaşandığı bir gerçek. Kapanan veya küçülen işletmeler elbette var. Fakat durum sosyal medyada çizildiği gibi sanayinin tamamen yok olması anlamına gelmiyor.
KOSGEB–TOBB 2025 kuruluş ve kapanış raporu verilerine baktığımızda, imalat ve hizmet sektöründeki tablo net biçimde ortaya çıkıyor:
| Sektör / Gösterge | Kurulan İşletme | Kapanan İşletme |
| İmalat Sektörü | 15.893 | 6.376 |
| Konaklama ve Yiyecek | 9.432 | 2.565 |
| Toplam Şirket Tablosu | 113.779 | 33.270 |
Rakamlar gösteriyor ki imalat sektöründe açılan işletme sayısı, kapananların yaklaşık 2,5 katı. Ayrıca imalatta yeni kurulan işletme sayısı, yiyecek ve konaklama alanındakilerden oldukça yüksek. TOBB şirket istatistikleri verilerine göre kapanan şirket sayısındaki artış ekonomik baskının bir uyarısıdır; ancak “sanayi bitti” demek verinin yarısını görmezden gelmektir.
Yunanistan Benzetmesi Ne Kadar Doğru?
Yunanistan’ın 2010’da yaşadığı kriz, kafelerin açılıp fabrikaların kapanmasıyla açıklanacak bir süreç değildi. IMF Yunanistan değerlendirmesi raporlarında belirtildiği üzere, krizin temelinde devasa kamu borcu, bütçe açıkları ve euro kullanımı nedeniyle bağımsız para politikası uygulanamaması yatıyordu. OECD Yunanistan Ekonomik İncelemesi ve IMF Yunanistan değerlendirmesi verileri de ülkenin sonraki toparlanmasında mal ve hizmet ihracatının kritik rol oynadığını gösteriyor. Dolayısıyla bu benzetme bilimsel bir temele dayanmıyor.

Gerçek Sorunlar ile Korku Senaryolarını Birbirinden Ayırmalıyız
Türkiye sanayisi yüksek finansman maliyeti ve rekabet baskısı nedeniyle hassas bir dönemden geçmektedir ve kapanan her fabrika ciddiyetle ele alınmalıdır. Ancak elimizdeki somut veriler, “sistemli bir şekilde fabrikaların kapanıp yerini kafelere bıraktığı” ve Türkiye’nin Yunanistan’ın kriz yolunu birebir izlediği iddiasını doğrulamıyor. Bu söylem, reel ekonomik sorunları seçilmiş örneklerle abartarak sunan bir sosyal medya algısından ibarettir; gerçek ekonomik okuryazarlık ise kulaktan dolma cümlelere değil, resmi rakamlara ve bütünsel tabloya odaklanmayı gerektirir.