Türkiye geleceğini inşa etmek, küresel rekabette öne geçmek ve teknolojiyi sadece tüketen değil üreten bir ülke olmak için cebindeki kaynağı giderek daha fazla inovasyona ayırıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) taze açıkladığı “2025 Yılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetleri Araştırması” sonuçları, tam da bu vizyonun sahadaki somut karşılığını gösteriyor. Yıllık bazda gerçekleşen devasa artışla birlikte, Türkiye’nin AR-GE yolculuğundaki son durumu ve rakamların arka planında yatan büyük resmi birlikte inceleyelim.
AR-GE Harcamalarında Dev Sıçrama: 980 Milyar Liraya Ulaşıldı
Geçtiğimiz yıl Türkiye’de araştırma ve geliştirme için harcanan toplam tutar, bir önceki yıla göre 328 milyar 607 milyon lira gibi muazzam bir artış göstererek 980 milyar 428 milyon liraya dayandı. Bu rakam sadece nominal bir yükselişten ibaret değil; üretilen toplam katma değere kıyasla da önemli bir kademe atlandığını gösteriyor. Nitekim AR-GE harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payı %1,46 seviyesinden %1,5’e yükseldi.
Yükü Şirketler Sırtlıyor: Kaynaklar Nereden Geliyor?
AR-GE harcamalarının ana lokomotifi her zaman olduğu gibi özel sektör oldu. Mali ve mali olmayan şirketler, toplam harcamanın %65’ini gerçekleştirerek ilk sırada yer aldı. Bu durumu yükseköğretim kurumları %30,3 ile takip ederken, kamu ve kar amacı gütmeyen kuruluşların payı %4,7 oldu.
| Sektör / Kaynak | Harcamadaki Payı (%) | Finansmandaki Payı (%) |
| Şirketler | %65,0 | %52,5 |
| Yükseköğretim | %30,3 | %14,1 |
| Genel Devlet | %4,7 | %31,1 |
Tabloya baktığımızda şirketlerin sadece harcama tarafında değil, finansman tarafında da %52,5 ile yükün yarısından fazlasını göğüslediğini net bir şekilde görüyoruz. Devlet ise doğrudan finansmanda %31,1’lik desteğiyle ekosistemi beslemeye devam ediyor. Harcama kalemlerinde en büyük payı ise %58,8 ile doğrudan beyin gücüne ödenen personel harcamaları oluşturuyor.
AR-GE Ordumuz Büyüyor: 318 Bin Beyin Gücü
İnovasyonun ana yakıtı insandır. Tam zaman eş değeri (TZE) cinsinden hesaplanan AR-GE personeli sayısı 317 bin 982 kişiye ulaştı. Bu ordunun %67,9’u şirketlerde, %29’u ise üniversitelerde bilime ve üretime katkı sunuyor.
-
Kadın Personel Varlığı Artıyor: TZE cinsinden kadın AR-GE personeli sayısı 108 bin 453’e ulaşarak toplamın %34,1’ini oluşturdu. Akademide kadın oranı %48,1 ile yarı yarıya yaklaşırken, şirketlerde bu oran %28,2 seviyesinde.
-
Nitelikli Eğitim Profili: AR-GE çalışanlarının %40,6’sı lisans, %31’i ise doktora ve eş değeri mezuniyete sahip. Yani mutfakta doğrudan akademinin en üst seviyesindeki nitelikli beyinler çalışıyor.
İnovasyonun Kalbi Üç Büyük Şehirde Atıyor
Türkiye’nin teknoloji ve araştırma haritası incelendiğinde, harcamaların ve beyin gücünün belirli sanayi ve akademi merkezlerinde yoğunlaştığı görülüyor.
-
TR10 (İstanbul): Harcamaların %31,8’ini ve personelin %32,2’sini bünyesinde barındırarak liderliği elinde tutuyor.
-
TR51 (Ankara): Harcamaların %30’u ve çalışanların %19,8’i ile kamu ve savunma sanayi avantajıyla ikinci sırada.
-
TR42 (Kocaeli, Sakarya, Bolu, Düzce, Yalova): Sanayi koridoru olan bu bölge, harcamada %9,5 ve personelde %8,4 payla üçüncü sırada yer alıyor.
Yüksek Teknoloji İmalatın Lokomotifi Oldu
Şirketlerin 637,3 milyar liralık AR-GE harcamasının yarısından fazlası (%54,9) kurumsal AR-GE merkezlerinde gerçekleşti. İmalat sanayisindeki 322,6 milyar TL’lik harcamanın %47,7 gibi devasa bir oranı doğrudan yüksek teknoloji faaliyetlerine aktarıldı. Orta-yüksek teknoloji ile birleştirildiğinde, sanayideki AR-GE’nin neredeyse %88,4’ünün ileri teknoloji odaklı olduğu anlaşılıyor. Bu harcamaların ivmelenmesinde ise devletin sağladığı dolaylı AR-GE teşviklerinin şirket harcamaları içindeki payının 2015’teki %14,8 seviyesinden 2025’te %26,5’e yükselmesi kilit rol oynadı.

Sonuç: 980 Milyar TL’lik AR-GE Yatırımı Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor?
Açıklanan bu verileri bütüncül bir yaklaşımla okuduğumuzda, Türkiye’nin geleneksel, düşük katma değerli üretim yapısından yüksek teknolojili ve bilgiye dayalı bir sanayi modeline geçişte vites büyüttüğünü görüyoruz. Harcamaların %1,5 GSYH oranına ulaşması ve imalat sanayisindeki AR-GE’nin neredeyse yarısının doğrudan yüksek teknolojiye gitmesi, ülkenin ihracat birim değerini yukarı taşıyacak en temel unsurdur.
Özellikle şirketlerin AR-GE merkezlerini büyütmesi ve dolaylı devlet teşviklerinin %26,5’e çıkması, kamu-özel sektör iş birliğinin meyve verdiğini açıkça gösteriyor. Zira 2015’te 11,2 milyar TL olan şirket AR-GE harcamalarının 637,3 milyar TL’ye ulaşması, enflasyon etkisinin ötesinde niteliksel bir hacim genişlemesine işaret ediyor. İstanbul ve Ankara’nın başı çektiği, Kocaeli hattının desteklediği bu inovasyon ekosistemi; orta vadede cari açığın kalıcı olarak düşürülmesine, nitelikli genç istahdamının artmasına ve Türk şirketlerinin küresel ligde fason üretici değil, patent sahibi teknoloji devi olmalarına doğrudan zemin hazırlamaktadır.