New York sokaklarında bu hafta tek bir soru konuşuluyor: 3 Kasım’daki Kongre ara seçimlerinden sonra Washington İran’a yeniden saldırır mı? Anadolu Ajansı’na konuşan Amerikalıların çoğu bu ihtimale karşı. Onlara göre yeni bir saldırı ne ülkenin güvenliğini ne de ekonomisini düzeltir.
Sokaktaki Amerikalı ne diyor?
Röportaj yapılan kişilerden Jamie Baeuir, yılın ilk aylarında Tahran yönetimine yönelik saldırıların büyük bir ekonomik çalkantıya yol açtığını söyledi. Ona göre ABD’nin başka bir ülkeyi bombalamaya hakkı yok. Emekli Robert Queenquest ise bu savaşı “korkunç bir hata” olarak niteledi. Yeni bir saldırının dünyayı daha tehlikeli bir yere dönüştüreceğini, ABD, Rusya ve İsrail’in nükleer silahlara sahip olduğu bir ortamda gerilimin nereye varacağının kestirilemeyeceğini ekledi.
Sandy adlı bir vatandaş, yönetimin petrol fiyatları seçimden önce daha fazla yükselmesin diye saldırıyı seçim sonrasına bıraktığını düşünüyor. Barry Gooser ise savaşın ABD’yi ekonomik olarak zorladığını söyledi. Ona göre faturayı petrol, doğal gaz ve gübre fiyatlarıyla sıradan insanlar ödeyecek. Linda isimli seçmen, benzin fiyatlarının düşeceğine inanmadığını belirtti. New Yorklu Courin ise yönetimin seçime günler kala gerilimi tırmandırmak istemediğini düşünüyor.
Bu görüşler, röportaj yapılan kişilerin kendi değerlendirmeleri. Resmî bir yeni saldırı kararı açıklanmış değil. Yani sokakta konuşulan şey, kesinleşmiş bir plandan çok bir endişe.
Bu neden önemli?
Bir savaşın bedeli yalnızca cephede ödenmiyor. Akaryakıt, enerji ve gıda fiyatları üzerinden market faturasına, ulaşıma, hatta çiftçinin gübre masrafına kadar uzanıyor. Seçime günler kala insanların savaşı ekonomik güvenlikle birlikte konuşması bu yüzden şaşırtıcı değil. Üstelik röportajlarda bu yalnızca Amerikalıların meselesi olarak görülmüyor. Konuşanlar, gerilimin Avrupa’ya da sıçradığına dikkat çekiyor. Bölgedeki her yeni adım, petrol fiyatlarından diplomasiye kadar herkesi etkiliyor.

Sonuç
3 Kasım’da sandığa gidecek Amerikalılar, kararlarını hayat pahalılığı ve savaş kaygısı arasında verecek gibi görünüyor. Sonuç ne olursa olsun, bu seçimin ardından Washington’ın İran politikası dünya gündeminin en çok izlenen başlıklarından biri olmaya devam edecek.