Süper El Niño Türkiye’deki Selleri Tetikliyor mu?

Süper El Niño Türkiye’deki Selleri Tetikliyor mu

Süper El Niño Türkiye’deki Selleri Tetikliyor mu?

İstanbul’da yolların suya gömülmesi ve evleri basan çamurlu sular, aynı soruyu yeniden gündeme taşıdı: Bu yağışların arkasında Süper El Niño mu var? Pasifik’te güçlenen iklim olayı önemli; ancak İstanbul’daki seli anlamak için Akdeniz’den taşınan neme, soğuk hava hareketlerine ve şehirlerin suyla kurduğu sorunlu ilişkiye birlikte bakmak gerekiyor.

Süper El Niño nedir, 2026’da hangi aşamada?

El Niño, ekvatoral Pasifik’in orta ve doğu kesimlerinde deniz yüzeyinin olağandan sıcak olduğu, atmosfer dolaşımının da buna eşlik ettiği ENSO döngüsünün sıcak evresidir. Normalde sıcak suyu batıya iten alize rüzgârları zayıfladığında sıcak su dağılımı ve tropikal yağış kuşakları değişir. Böylece etkisi okyanusun üzerinde kalmaz; dünyanın farklı bölgelerindeki hava düzenlerine uzanabilir.

“Süper El Niño”, çok güçlü olaylar için kullanılan yaygın bir adlandırmadır. Genellikle Niño 3.4 bölgesinde birkaç aylık sıcaklık sapmasının yaklaşık 2°C ve üzerine çıkmasıyla ilişkilendirilir. Bu sayı Türkiye’nin kaç derece ısınacağını veya ne kadar yağış alacağını göstermez.

NOAA’nın 8 Ekim 2026 değerlendirmesi, El Niño’nun güçlendiğini ve güçlü–çok güçlü koşulların Ocak–Mart 2027 dönemine kadar sürme olasılığının yüzde 83’ün üzerinde olduğunu bildiriyor. Rapordaki Niño 3.4 değeri +2,1°C. Bunlar Pasifik’e ilişkin gözlem ve öngörüler; İstanbul için hazırlanmış sel tahminleri değil.

Süper El Niño Türkiye’deki Selleri Tetikliyor mu
Süper El Niño Türkiye’deki Selleri Tetikliyor mu

El Niño Akdeniz havzasını ve Türkiye’yi nasıl etkiler?

Atmosferik bağlantı neden her yerde aynı sonucu vermez?

El Niño, tropikal bölgelerdeki ısı ve yağış dağılımını değiştirerek uzak coğrafyalardaki atmosfer dolaşımını etkileyebilir. Bilimde buna “uzak bağlantı”, yani teleconnection denir. Akdeniz’e ulaşan etki ise mevsime, Atlantik’teki basınç düzenine ve diğer iklim salınımlarına bağlıdır. Bu yüzden “Pasifik ısındı, Türkiye kesin sele boğulacak” cümlesi bilimsel olarak fazla iddialıdır.

Mariotti ve çalışma arkadaşlarının araştırması, El Niño ile Akdeniz yağışları arasındaki ilişkinin mevsimlere göre değiştiğini gösteriyor. Batı Akdeniz’deki bir yağış artışını doğrudan Türkiye’ye taşımak doğru değil. Araştırmada, El Niño’nun gücü ile Avrupa–Akdeniz yağış sapmalarının büyüklüğü arasında da açık bir doğrusal ilişki bulunmuyor.

Türkiye özelinde Karabörk ve Kahya’nın 2003 tarihli çalışması, Batı Anadolu’da nisan–temmuz, Doğu Anadolu’da şubat–haziran yağışlarında El Niño’yla bağlantılı sinyaller saptadı. Ancak geçmiş dönemlerin istatistiksel ilişkileri, Ekim 2026’daki tek bir sağanağın nedenini kanıtlamaz. Türkiye’nin bütün bölgeleri için aynı mevsimsel sonuç da çıkarılamaz.

İstanbul’daki aşırı yağış ve sel nasıl oluştu?

AKOM’un 15 Ekim 2026 açıklaması, yakın nedenleri daha somut biçimde ortaya koyuyor: Balkanlar’dan gelen soğuk hava ile Orta Akdeniz’den taşınan yağışlı sistemler İstanbul’u ve Türkiye’nin geniş bir bölümünü etkiledi. Açıklamada, yağışlı sistem boyunca Beykoz’da metrekareye 277,1 kilogram, Sarıyer’de 211,8 kilogram, Eyüpsultan’da 203,9 kilogram yağış ölçüldüğü bildirildi.

Metrekareye bir kilogram su, bir milimetre yağışa karşılık gelir. Dolayısıyla Beykoz için bildirilen değer 277,1 milimetredir. Buradaki önemli ayrıntı, ölçümün belirli bir istasyona ve yağışlı periyoda ait olmasıdır; İstanbul’un tamamına aynı miktarın, aynı sürede yağdığı anlamına gelmez.

Genel mekanizma şöyle işler: Nemli hava bir cephe boyunca veya başka bir yükseltici etkiyle yukarı taşınır. Yükseldikçe soğur; su buharı yoğunlaşarak bulutları ve yağışı oluşturur. Denizden nem beslenmesi sürerse ve yağış hücreleri aynı havza üzerinden tekrar tekrar geçerse birikim büyüyebilir. Bu açıklama fiziksel süreci anlatır; İstanbul’daki her aşamanın doğrulanması radar ve atmosfer analizlerini gerektirir.

Süper El Niño Türkiye’deki Selleri Tetikliyor mu
Süper El Niño Türkiye’deki Selleri Tetikliyor mu

İklim değişikliği ve kentleşme sel riskini nasıl büyütüyor?

Akdeniz havzasında kuraklık tehlikesiyle sel riski aynı anda gündemde olabilir. IPCC, bölgede ısınma ve su kıtlığı risklerini vurguluyor. Yılın uzun bölümünün kurak geçmesi, kısa bir dönemde yıkıcı sağanak yaşanmasını engellemez. Bu nedenle bir selin ardından “kuraklık bitti” demek, su kaynaklarının uzun vadeli durumunu gözden kaçırır.

IPCC’ye göre yüzeye yakın havanın su buharı taşıma kapasitesi her 1°C ısınmada yaklaşık yüzde 7 artar. Bu fiziksel ilişki, uygun hava koşullarında şiddetli yağışları besleyebilir. Ancak “sıcaklık bir derece arttı, İstanbul’daki yağış tam yüzde 7 arttı” hesabı yapılamaz; rüzgâr, nem kaynağı ve fırtına dinamikleri de belirleyicidir.

Yağmurun afete dönüşmesi ise yerdeki koşullara bağlıdır. Beton ve asfalt suyun toprağa sızmasını azaltır. Su hızla alçak kotlara, dere yataklarına ve alt geçitlere yönelir. Yağışın şiddeti doğal veya yapay drenaj kapasitesini aştığında su baskını oluşabilir. Önceden doymuş toprak ve daralan akış yolları da taşkını ağırlaştırabilir.

Süper El Niño Türkiye’deki Selleri Tetikliyor mu
Süper El Niño Türkiye’deki Selleri Tetikliyor mu

Son sellerin El Niño bağlantısı kanıtlandı mı?

İncelediğimiz kaynaklar, İstanbul’daki bu olaya El Niño’nun katkısını ölçen bir olay atıf analizi sunmuyor. Böyle bir bağlantıyı sayısallaştırmak için gözlemlerin ve modellerin karşılaştırılması, El Niño’nun etkisinin diğer etkenlerden ayrılması gerekir. İklim değişikliğinin belirli bir olaya katkısı da ayrıca araştırılmalıdır. Eş zamanlı gerçekleşmek, tek başına neden–sonuç ilişkisi kurdurmaz.

Türkiye genelindeki uyarıları da gerçekleşmiş afetlerden ayırmalıyız. Örneğin MGM’nin 17 Ekim tarihli bülteni, 18 Ekim’de Karabük çevresinde kuvvetli yağış ve buna bağlı sel, su baskını, heyelan riski öngörüyordu. Bu bir risk uyarısıdır; gerçekleşmiş selin bilançosu değildir.

Benim bu tablodan çıkardığım sonuç şu: El Niño küresel atmosferin önemli oyuncularından biri; fakat yerel afetin açıklaması çok katmanlı. İstanbul örneği, günlük meteorolojik tahminleri havza yönetimi, geçirgen yüzeyler ve yeterli yağmur suyu altyapısıyla birlikte düşünmemiz gerektiğini gösteriyor. Yağışın nereden geldiğini anlamak kadar, yere düştükten sonra nereye gideceğini planlamak da hayati.

Bu Konuyu Değerlendir!

Bir Yıldıza Tıklayarak Konuya Puan Verin!

Ortalama Puan 4.6 / 5. Puan Veren Kişi: 63

Henüz Puan Verilmedi. Konuyu Değerlendiren İlk Kişi Ol!

Paylaş:
Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler

, Kategorisinden