Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), hepimizin hayat ritmini, gizli alışkanlıklarını ve toplumsal yapımızın ekonomik arka planını ortaya koyan 2025 yılı “Zaman Kullanım Araştırması” sonuçlarını paylaştı. En son 2015 yılında yapılan bu geniş çaplı araştırma, tam 10 yıl sonra dijitalleşen ve dönüşen Türkiye’nin 24 saati nasıl tükettiğini net bir şekilde gözler önüne seriyor. Gelin, Dadmedya Ekonomi penceresinden bu çarpıcı verileri birlikte inceleyelim.
Türkiye 24 Saatini Nasıl Geçiriyor?
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, hayatımızın neredeyse üçte birini uykuda geçiriyor oluşumuz. Türkiye’de 10 yaş ve üzeri bireyler, günde ortalama 8 saat 55 dakikayı yatakta geçiriyor. Kadınlar ortalama 9 saat ile erkeklerden (8 saat 49 dakika) biraz daha fazla uyurken, hafta sonları bu süre genel ortalamada 9 saat 28 dakikaya kadar çıkıyor.
Peki, uykudan geriye kalan süreyi nasıl bölüşüyoruz? Zaman pastasının büyük dilimleri şu şekilde dağılıyor:
-
Yemek ve Kişisel Bakım: 3 saat 15 dakika
-
İstihdam Faaliyetleri (İş/İş Arama): 2 saat 25 dakika
-
Hanehalkı ve Aile Bakımı: 2 saat 22 dakika
Zaman Kullanımının Cinsiyet Karnesi
Veriler, iş ve ev arasındaki sorumluluk paylaşımında toplumsal cinsiyet rollerinin hala çok baskın olduğunu gösteriyor. 15 yaş ve üzeri çalışan bireyler ele alındığında, erkekler istihdama günde ortalama 6 saat ayırırken, çalışan kadınlar 4 saat 58 dakika ayırıyor.
Asıl büyük uçurum ise ev işlerinde karşımıza çıkıyor. Çalışan bir kadın işten eve döndüğünde hanehalkı ve aile bakımına günde ortalama 2 saat 38 dakika harcarken, çalışan erkekler bu sürece sadece 47 dakika ayırıyor. Çalışmayan kadınlarda ise bu süre 4 saat 33 dakikaya kadar yükseliyor.
Günlük Faaliyetlerin Zaman Dağılımı
| Faaliyet Türü | Kadın Süresi | Erkek Süresi |
| Uyku | 9 saat 00 dk | 8 saat 49 dk |
| Ev ve Aile Bakımı (Çalışan) | 2 saat 38 dk | 0 saat 47 dk |
| Spor ve Doğa Sporları | 0 saat 09 dk | 0 saat 16 dk |

Dijitalleşen Türkiye: Gazete Bitti, Sosyal Medya Patladı
Son 10 yılda hayatımızın nasıl dijitalleştiğini görmek için eğlence ve kültür harcamalarımıza bakmak yeterli. 2015 yılı ile 2025 yılı karşılaştırıldığında en dramatik sıçrama sosyal medyada yaşandı. 2015 yılında halkın yüzde 33,9’u sosyal medyada vakit geçirirken, bu oran 2025’te yüzde 71,7’ye fırladı. Erkeklerde sosyal medya kullanım oranı yüzde 77’yi bulurken, kadınlarda yüzde 66,6 olarak kayıtlara geçti.
Buna karşılık geleneksel medya adeta eridi. Gazete, dergi ve benzeri yayınları okuma oranı yüzde 39,4’ten yüzde 20,1’e geriledi. Toplumun en çok yaptığı eğlence aktivitesi ise yüzde 88,8 ile hala televizyon izlemek.
Sporda Futbol Gerilerken Voleybol Yükselişte
Fiziksel aktivitelere ayırdığımız zaman ise ne yazık ki oldukça yetersiz. Gün içinde en az zaman ayırdığımız faaliyet, ortalama 12 dakikayla spor ve doğa sporları oldu. Ancak spor tercihlerimizde rüzgarın yönü değişiyor. Son 10 yılda futbol oynayanların oranı yüzde 5,2’den yüzde 4,1’e düşerken, özellikle milli takımlar düzeyindeki küresel başarıların da etkisiyle voleybol oynayanların oranı yüzde 0,9’dan yüzde 1,4’e yükseldi. En popüler fiziksel aktivite ise yüzde 11,7 ile yürüyüş ve koşu oldu.
Bu Veriler Ekonomik Olarak Ne Anlama Geliyor?
Bu veriler bize sadece insanların zamanını nasıl geçirdiğini değil, Türkiye’nin potansiyel ekonomik üretim gücünü ve tüketim alışkanlıklarını da anlatıyor. Kadınların iş gücüne katılımına rağmen ev içi emeğin hala büyük oranda kadın omuzlarında olması, iş gücü piyasasındaki verimliliği ve kadın istihdamının sürdürülebilirliğini kısıtlayan en büyük yapısal engellerden biridir.
Öte yandan, sosyal medya kullanımının yüzde 71,7’ye ulaşması ve okuma alışkanlıklarının yarı yarıya düşmesi, yeni nesil dijital ekonomi, e-ticaret ve dijital reklamcılık sektörü için devasa bir pazar anlamına gelse de, nitelikli insan kaynağı üretimi açısından düşündürücüdür. Spor ve kültürel faaliyetlere ayrılan sürenin düşüklüğü ise rekreasyon ekonomisinin ve sağlıklı yaşam sektörünün Türkiye’de hala bakir ve büyüme potansiyeli olan bir alan olduğunu net bir şekilde kanıtlıyor. Türkiye, zamanını üretime ve kişisel gelişime değil; uykuya ve pasif dijital tüketime harcayan bir profil çiziyor.