Gazze’de 1000. Gün: İsrail Tüm Bölgeyi Ateş Çemberine Çevirdi
Merhaba sevgili okurlar, bugün takvimler 02 Temmuz 2026’yı gösteriyor. Dile kolay, tam 1000 gün… Gazze’de Ekim 2023’te başlayan ve insanlığın gözü önünde büyüyen o büyük yara, bugün bininci günün eşiğinde tüm Ortadoğu’yu içine çeken devasa bir ateş çemberine dönüştü. İsrail ordusu, sadece Gazze Şeridi’ni yerle bir etmekle kalmadı; Lübnan’dan Yemen’e, Suriye’den İran’a kadar uzanan geniş bir coğrafyayı doğrudan savaşın ortasına fırlattı.
Peki, arkamızda bıraktığımız bu 1000 günde neler yaşandı, bu yıkımın dünyaya ve insana maliyeti ne oldu? Gelin, tarihin en karanlık dönemlerinden birine birlikte mercek tutalım.
Gazze’de Yüzyılın İnsan Yapımı Felaketi
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi’nden gelen son veriler, yaşanan etnik temizliğin ve trajedinin boyutunu gözler önüne seriyor. Yaklaşık 2 milyon 400 bin Filistinli defalarca zorla yerinden edildi. Bugüne kadar 21 bin 500’den fazlası çocuk, 12 bin 500’den fazlası kadın olmak üzere tam 73 bin 66 Filistinli hayatını kaybetti. Şehirdeki binaların en az %90’ı artık birer enkaz yığını ve maddi yıkımın bilançosu en az 80 milyar dolara ulaşmış durumda.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Başbakan Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında savaş suçları gerekçesiyle yakalama kararı çıkardı. Ancak sahadaki acı gerçekler, diplomatik adımlardan çok daha hızlı ilerliyor. 2025 yılında Donald Trump’ın arabuluculuğuyla sağlanan geçici ateşkesler bile İsrail’in bölgeye insani yardımları tamamen kesmesini ve saldırıları genişletmesini engelleyemedi.
İnsanlık İçin Ne Anlama Geliyor? Gazze’de yaşananlar sadece bir toprak savaşı değil; modern dünyanın, uluslararası hukukun ve “insan hakları” denilen o büyük küresel mutabakatın iflasıdır. Bin gündür çocukların üzerine yağan bombalar, insanlığın ortak vicdanında tedavisi imkansız yaralar açıyor.
Kırılma Anı: Doha Saldırısı ve Batı Şeria’nın Gaspı
2025 yılının en büyük kırılma anlarından biri Katar’ın başkenti Doha’da yaşandı. 9 Eylül 2025’te, tam da ateşkese en çok yaklaşılan günlerde İsrail, Hamas müzekere heyetinin bulunduğu binayı vurdu. Hamas lider kadrosu kurtulsa da Halil Hayye’nin oğlu ve Katarlı bir polis memuru hayatını kaybetti. Bu egemenlik ihlali, küresel baskıları artırarak İsrail’i kerhen de olsa 10 Ekim 2025 ateşkesine itti.
Ancak madalyonun diğer yüzünde Batı Şeria vardı. İsrail, “vadedilmiş topraklar” iddiasıyla Batı Şeria’ya 1000’den fazla saldırı düzenledi; 250’si çocuk 1100’den fazla Filistinliyi katletti. Yasa dışı yerleşim kararları ve toprak gaspları, 1967 işgalinden bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.

Lübnan, Yemen ve Suriye de Nasibini Aldı
İsrail’in yayılmacı politikası sınır tanımadı:
-
Lübnan: 2 Mart 2026’da başlatılan yoğun saldırılarla Güney Lübnan’da 600 kilometrekarelik bir alan işgal edilerek sözde “tampon bölge” kuruldu. Beyrut ve Bekaa Vadisi yerle bir edildi.
-
Yemen: Gazze’ye destek veren Husiler gerekçe gösterilerek Sana ve Hudeyde bombalandı. 28 Ağustos 2025’te Husilerin Başbakanı Ahmet Galib er-Rehavi bu saldırılarda öldü.
-
Suriye: 8 Aralık 2024’te Baas rejiminin devrilmesini fırsat bilen İsrail, “gelecek tehdit” bahanesiyle Şam’daki Cumhurbaşkanlığı yerleşkesini bile vurdu ve tampon bölgeyi işgal etti.
Küresel Krizi Tetikleyen Doğrudan Hesaplaşma: İsrail – İran Savaşı
Tüm bu süreç, 13 Haziran 2025’te İsrail ve İran’ın doğrudan savaşıyla zirveye ulaştı. ABD’nin de dahil olduğu 12 günlük ilk dalgada İran’ın nükleer tesisleri hedef alındı. Ancak asıl büyük fırtına 28 Şubat 2026’da koptu.
ABD ve İsrail’in İran lider kadrosunu hedef alan ortak saldırılarına, İran Hürmüz Boğazı’nı kapatarak ve Körfez’deki ABD üslerini vurarak yanıt verdi. 93 milyon nüfuslu İran’ın sivil altyapısı ve ekonomisi ağır darbe alırken, resmi olmayan verilere göre 6 binden fazla insan hayatını kaybetti. Bu savaş, petrol krizinden tedarik zincirlerinin kopmasına kadar tüm dünyayı derin bir ekonomik ve siyasi krize sürükledi.
Dünyayı Bekleyen Gelecek: Son Durum
Neyse ki diplomatik koridorlar tamamen kapanmadı. ABD ve İran arasında 8 Nisan’da sağlanan geçici ateşkes, 2 Haziran’da kalıcı bir mutabakata evrildi. Nihayet 17 Haziran 2026‘da taraflar, savaşı resmen bitirecek şartları müzakere etmek üzere 60 günlük bir Mutabakat Zaptı imzaladı. Şu an Washington ve Tahran arasında teknik müzakereler sürüyor.
Son Söz: Ortadoğu’da bin gündür yanan bu ateş, bize dünyanın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Savaşlar sadece sınırları değiştirmiyor; masumların geleceğini, küresel ekonomiyi ve bir bütün olarak insanlığı tüketiyor. Dileğimiz, bu mutabakat zaptının sadece kağıt üstünde kalmaması ve bu coğrafyanın artık kalıcı bir huzura kavuşması.