Cepheyi Titreten 5 Cesur Türk Kadını

Cepheyi Titreten 5 Cesur Türk Kadını

Cepheyi Titreten 5 Cesur Türk Kadını

Gözünüzde dev bütçeli bir gişe filmi canlandırın. Ekranın bir tarafında dünyanın en modern silahlarıyla donatılmış, yenilmez sanılan ordular var. Diğer tarafta ise pelerinleri olmayan, ayaklarında çarıkla çamura saplanmış ama gözlerindeki ateşi kimsenin söndüremediği gerçek kahramanlar.

Bugün size Marvel evreninden ya da Netflix dizilerinden bahsetmeyeceğim. Bizim hikayemiz çok daha gerçek, çok daha sarsıcı. Tozlu tarih kitaplarının sadece birkaç satırla geçiştirdiği, oysa cephenin kaderini kelimenin tam anlamıyla “elleriyle” değiştiren isimsiz kadın kahramanlarımızın dünyasına giriyoruz.

“Onlar, süper kahraman pelerinleri yerine çamurlu asker kaputları giyen, namluların ucunda yeşeren umudun ta kendisiydi.”

Hazırsanız, İstiklal Harbi’nin o barut kokulu, dondurucu ve bir o kadar da gururlu atmosferine ışınlanıyoruz. İşte karşınızda Milli Mücadele’nin seyri değiştiren 5 demir leydisi!

1. 300 Askerin Korkusuz Komutanı: Erzurumlu Kara Fatma

Fatma Seher Erden… Eşini Sarıkamış’ta şehit verdikten sonra köşesine çekilip yas tutmak yerine, silahını kuşanıp yollara düşen bir efsane. Öyle ki, doğrudan Sivas’a gidip Mustafa Kemal Paşa’nın karşısına çıkıyor ve “Görev verin, savaşayım” diyor.

Atatürk’ün “Kara Fatma” lakabını taktığı bu cesur kadın, bir süre sonra emrinde 300’den fazla asker olan, at üstünde cepheden cepheye koşan bir milis komutanına dönüşüyor. Üstelik savaş bittikten sonra kendisine bağlanan İstiklal Madalyası maaşını “Ben para için değil, vatan için savaştım” diyerek Kızılay’a bağışlayacak kadar da asil bir ruha sahip.

2. İnebolu’nun Bembeyaz Soğuğunda Bir Ateş: Şerife Bacı

Yıl 1921. Kastamonu İnebolu’dan Ankara’ya cephane taşınacak. Hava öylesine soğuk ki, nefes aldığınızda ciğerlerinizin donduğunu hissedersiniz. Şerife Bacı, kağnısına yüklediği top mermileriyle bu dondurucu cehennemin tam ortasında.

Üstündeki incecik yorganı mermiler ıslanmasın diye cephanenin üstüne örtüyor. Peki ya kucağındaki bebeği? Onu da mermilerin arasına koyup kendi bedeniyle siper oluyor. İnebolu kışlasına yaklaştığında donarak şehit düşüyor ama o mermiler cepheye ulaşıyor. Şerife Bacı, “anne” kelimesinin vatanla nasıl eşanlamlı hale geldiğinin en acı, en muhteşem kanıtıdır.

3. “Ben Askerim Paşam!”: Halime Çavuş

Eğer Halime Çavuş’un hayatı bugün bir dizi olsaydı, muhtemelen reyting rekorları kırardı. Ailesinin “Sen kızsın, yapamazsın” demesine aldırmıyor, saçlarını erkek gibi kazıtıyor, erkek kıyafetleri giyiyor ve adını “Halim” yaparak ordunun arasına sızıyor.

Yıllarca erkek kılığında, İnebolu’dan cepheye silah taşıyor. Bir gün denetim sırasında Mustafa Kemal Paşa ile karşılaşıyor. Paşa ona “Neden mermilerin üzerini kendi montunla örttün, üşümüyor musun?” diye sorduğunda verdiği cevap tokat gibidir: “Benim üşümem mühim değil, yeter ki cephane ıslanmasın Paşam!” Gerçeği ancak savaştan sonra, bacağından yaralandığında öğreniyorlar.

4. Dağların Gencecik Gelini: Gördesli Makbule

Evleneli henüz birkaç ay olmuş… Çeyizini, evini, rahatını bırakıp eşi Halil Efe ile birlikte Akıncılar müfrezesine katılıyor. Henüz 21 yaşında, gencecik bir kadın.

Ege’nin sarp dağlarında Yunan askerlerine karşı gerilla taktiğiyle savaşıyor. Çatışmaların en ateşli anlarında, geri çekilen askerlere cesaret vermek için en öne atılıp ateş ediyor. Ne yazık ki 1922’nin Mart ayında, Akhisar dolaylarında çıkan bir çatışmada başından vurularak şehit düşüyor. O, dağların gördüğü en cesur gelindi.

5. Rüzgarla Yarışan Kadın: Tayyar Rahmiye

Güney cephesindeyiz. Fransızlara karşı verilen o çetin mücadelede, Osmaniyeli Rahmiye Hanım sahneye çıkıyor. Ona neden mi “Tayyar” (Uçan) diyorlar? Çünkü savaş meydanında öylesine hızlı, öylesine korkusuzca ileri atılıyor ki, askerler onun uçtuğuna inanıyor.

Fransız karargahına yapılan bir baskın sırasında, ateş altında kalan silah arkadaşlarını kurtarmak için hiç düşünmeden siperden fırlıyor. “Kadın halimle ben ayaktayım da, siz erkek halinizle yerlerde mi sürünüyorsunuz?” diye bağırarak koca bir birliği şaha kaldırıyor. Şehadet şerbetini o baskında içiyor ama düşman karargahının ele geçirilmesini de sağlıyor.

Cepheyi Titreten 5 Cesur Türk Kadını
Cepheyi Titreten 5 Cesur Türk Kadını

İşte böyle… Modern çağın ekranlarında sahte kahramanlar ararken, aslında DNA’mızda dünyayı yerinden oynatacak bir cesaretin kodları var. İstiklal Harbi sadece süngüyle değil; inançla, fedakarlıkla ve bu eşsiz kadınların çelikten iradesiyle kazanıldı. Onları unutmamak, sadece tarihe değil, geleceğimize de borcumuzdur.

Paylaş:

, Kategorisinden

5 1 Puan
Konuyu Değerlendir
Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler