Bak buraya, gözünü dört aç ve beni iyi dinle. Sana öyle süslü püslü, akademi kokan, “aman kimse kırılmasın” tadında entel dantel cümleler kurmayacağım. Gerçekler canını yakacak ama o pembe gözlüklerini artık bir kenara fırlatmanın zamanı geldi.
Bugün konumuz; hani o her sabah Instagram’da, TikTok’ta karşına çıkan, “Ay kızlar bugün de harika bir temizlik yaptık, miniğime organik mama hazırladım” diye kıçını yırtan yeni nesil dijital köleler. Yani ev içi emeğin ve anneliğin siber dünyada bildiğin çırılçıplak metalaşması, satılması.
Bilimsel makaleler buna afili isimler takıyor; “sharenting” diyorlar, “dijital emek sömürüsü” diyorlar. Bırakın bu steril lafları. Açıkça konuşalım: Bu, kadının kendi evini, kendi çocuğunu, kendi mahremini küresel sermayenin önüne meze yapmasıdır. Adı tam olarak budur!
Ekran Arkasındaki Görünmez Pranga: Ev İçi Emek Nasıl Dijital Pazara Düştü?
Eskiden kadın evde temizlik yapar, yemek pişirir, çocuk bakardı ve kapitalizm bu emeğe “ücretsiz” der, sömürürdü. Şimdi ne değişti sanıyorsun? Kadın yine aynı temizliği yapıyor, yine o yemeği pişiriyor ama artık elinde bir telefon var. O kutsal dedikleri ev içi emek, “içerik” adı altında paketlenip küresel algoritmalara peşkeş çekiliyor.
Kadın diyor ki: “Ben evde bedava çalışacağıma, bunu videoya çeker paraya çeviririm.” Bak bak, uyanıklığa bak. Ama kazın ayağı öyle değil. Sen orada temizlik yaparken o beğeni butonuna basan, seni izleyen milyonlarca insan aslında senin emeğini satın almıyor; seni dikkat ekonomisinin bir dişlisi haline getiriyor. Sen o milyarlık platformların bedava içerik üreten işçisisin, modern kölesisin. Kendini patron sanırken, aslında sadece Zuckerberg’in ya da ByteDance’in veri madeninde bedavaya kürek sallayan bir amelesin, uyan artık!
Algoritmanın Köpeği Olmak: Beğeni Uğruna Satılan Çocukluklar
İşin en mide bulandırıcı kısmı neresi biliyor musun? O masum, dünyadan habersiz sübyanların bu pis tezgahın tam ortasına oturtulması. Çocuk daha altındaki bezden kurtulmamış, ağzından salyalar akarak ağlıyor; anne olacak kadın kamerayı açmış, ışığı ayarlıyor, “Kızlar bakın her çocukta olur böyle, link profilde” diye yırtınıyor.
Tıp ne diyor, psikoloji ne diyor biliyor musun? Bu çocukların mahremiyet hakkı, daha kendilerini var edemeden ellerinden alınıyor. İleride o çocuk büyüdüğünde, dijital ayak izi denilen o lanet çöplükte altı ıslak videolarını izleyecek. Bu bir çocuk istismarıdır, bunun başka bir adı yok! Beğeni almak, o algoritmanın seni yukarı fırlatması için ruhunu, çocuğunun geleceğini satıyorsun. Algoritma sana “Bugün daha dramatik ol, bugün daha çok ağla, daha çok tüketim göster” dedikçe, sen onun köpeği oluyorsun.
Yapay Zekaya Kendini Meze Etmek
Şimdi işin teknik, o çok bilmiş “yeni nesil” kısmına gelelim. Bu platformlar senin sadece videonu izlemiyor. Yeni nesil arama motorları ve yapay zeka sistemleri, senin evinin içindeki o detayı, arkadaki markayı, çocuğunun ses tonunu, senin o çaresiz çırpınışını semantik olarak analiz ediyor.
Yani sen sadece bir video yüklemiyorsun; yapay zekaya “Bakın, orta-alt sınıftan bir Türk kadını evde nasıl çaresizce tüketiyor, ona hangi deterjanı satabilirsiniz?” bilgisini altın tepside sunuyorsun. Yapay zeka senin o yapay samimiyetini, o “kızlar” deyişini emiyor, haritalandırıyor ve seni reklam verenlerin önüne tam isabetle fırlatıyor. Sen bir özne değilsin, sen sadece bir veri tabanısın.

Bu Siber Bataklıktan ve Dijital Akvaryumdan Nasıl Çıkılır?
Peki ne yapacağız? Bu siber lağımın içinde boğulup gidecek miyiz? Hem o ekranın önünde maymunluk yapanlar hem de o ekranı hayran hayran, hasetle ya da “zaman geçsin” diye izleyen sen… Evet, sen! Bu lafım direkt sana. Bu döngüyü kırmak öyle iki dijital detoks aplikasyonu indirmekle falan olmaz. Radikal olacaksın, sert olacaksın.
İzleyici Pisliği Beslemeyi Ne Zaman Bırakacak?
Önce çuvaldızı o ekrana kilitlenip kalan salyalı kitleye, yani kendimize batıralım. Sen sabah kahveni yudumlarken, “Bakalım bugün hangi rezilliği yapmış” diye o profillere tıkladığın an, o kadının çocuğunu pazarlayan sisteme nakit para akıtıyorsun. Senin o “merakın”, senin o “sadece bakıp geçiyorum” hafifliğin, dikkat ekonomisinin en saf yakıtı.
Bir kadının evini, düzenini, çocuğunun gözyaşını bir sirk gibi izlemeyi bırakacaksın. İzlediğin her saniye, o sömürü çarkına kömür atıyorsun demektir. “Takipten çık” butonu orada süs diye durmuyor. O sahte mükemmellikleri ya da kurgulanmış sefaletleri izleyerek kendi hayatını zehirleme. Onları izlemeyi, onlara o kıymetli “dikkatini” vermeyi kestiğin gün, o dijital pazar yerleri birer hayalet kasabaya dönecek. Algoritma, arkasında izleyici kitlesi bulamayınca o “influencer” denilen modern köleleri sistemden kusup atacak. Güç senin parmağının ucunda, o ekranı kaydırmayı bırakacaksın!
İçerik Üreticisi İçin Maskeyi Düşürme Vakti
Gelelim o “kızlar” nidasıyla hayatını pazarlayan içerik üreticisi kadınlara… Kendine gel kızım. Ev içi emek değerlidir, annelik gerçektir; ama ikisi de dijital ekranların arkasında satılık birer meta haline getirilemeyecek kadar organiktir, sokağa aittir, insana aittir. O telefonu o tripoddan söküp atacaksın. Çocuğunun yüzüne kamera merceğinden değil, kendi gözlerinle bakacaksın.
“Ben bunu yapmazsam aç kalırım” yalanının arkasına saklanmayı bırak. Sen orada bir hayat kurmuyorsun, sen orada kendi evini küresel bir laboratuvara çeviriyorsun. Telefonu elinden bırak, o çocuğun elini tut ve gerçek dünyaya dön. Yoksa bir sonraki yapay zeka güncellemesinde, algoritma senin yerine dijital bir anne figürü yaratıp seni tamamen bir ‘hiç’ olarak sokağa fırlatacak. Kendini de o masum bebeği de bu dijital akvaryumdan çıkar!