AB’den Üyelere UCM Çağrısı: Netanyahu Uçağı Kriz Çıkardı

4.7
(21)
Netanyahu Uçağı Kriz Çıkardı

Bugün yine diplomasi koridorlarında “metin okuma” sanatının en incelikli örneklerinden birine, üstelik tam da gözlerimizin önünde yaşanan bir çelişkiye tanıklık ediyoruz.

Gelin olayı baştan, tüm detaylarıyla ve arkasındaki o hissettirilmeyen gerçeklikle konuşalım.

Gökyüzünde Rotalar, Yeryüzünde Çifte Standartlar

Olay şu: İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD’ye gitmek üzere tekrar yola çıktı. Hatırlarsanız, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Gazze’de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle Netanyahu ve dönemin Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. Roma Statüsü’ne taraf olan ülkelerin de bu karara uyup yakalama sürecini işletmesi gerekiyordu.

Ancak Netanyahu’yu taşıyan uçak; Yunanistan, İtalya ve Fransa’nın hava sahalarını elini kolunu (ya da kanadını) sallayarak kullandı.

Brüksel’de basın mensupları haklı olarak AB Komisyonu Dış İlişkiler Sözcüsü Anouar el Anouni’ye sordu: “UCM’ye taraf olan bu ülkelerin Netanyahu’ya hava sahasını açması yükümlülükleriyle uyumlu mu?”

Gelen yanıt ise tam bir diplomatik kıvraklık örneği: “AB olarak UCM’yi ve Roma Statüsü ilkelerini destekliyoruz. Üye devletlere kararları gecikmeksizin yerine getirmeleri çağrısında bulunan Konsey kararlarını hatırlatırım.”

Muhabir arkadaşımız pes etmeyip “Asıl soruma cevap alamadım, tepkiniz nedir?” diye üsteleyince; el Anouni, “Sanırım az önce Konsey sonuçlarını hatırlatarak cevabınızı verdim” demekle yetindi. yani kısacası, “Biz kuralı söyleriz ama kendi üyelerimizin kulak arkası etmesine doğrudan ‘yanlış’ diyemeyiz” mesajı verildi.

Netanyahu Uçağı Kriz Çıkardı
Netanyahu Uçağı Kriz Çıkardı

Bu Ne Anlama Geliyor? Hayatımıza ve Dünya’ya Etkisi Ne?

Sevgili dostlar, dışarıdan bakınca bu sadece bir uçak rotası veya kuru bir diplomatik polemik gibi görünebilir. Ama kazın ayağı öyle değil.

Hukukun Üstünlüğü mü, Üstünlerin Hukuku mu? Bir uluslararası hukuk sisteminin anlamlı olabilmesi, kuralın herkese eşit işlemesine bağlıdır. Eğer evrensel insan haklarını ve adaleti savunduğunu iddia eden Avrupa ülkeleri, iş siyasi çıkarlara veya jeopolitik dengelere geldiğinde imzaladıkları anlaşmaları (Roma Statüsü) “esnek” yorumluyorsa, sıradan bir insanın uluslararası adalete olan inancı derinden sarsılır.

Yarın bir gün başka bir lider aynı suçlamalarla karşılaştığında “Siz filanca lidere hava sahanızı açmış, göz yummuştunuz” dediğinde, küresel adalet mekanizması ne cevap verecek? İşte bu durum; uluslararası hukukun içinin boşaltılması, “siyasi konjonktür neyi gerektiriyorsa adalet odur” anlayışının yerleşmesi anlamına geliyor.

İnsanlık olarak hepimiz aynı gemideyiz ve fırtınalı günlerde sığınabileceğimiz tek liman adalet ilkeleridir. Ancak o ilkelerin rüzgara göre yön değiştirdiğini görmek, hepimize dünya düzeninin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Bu Konuyu Değerlendir!

Bir Yıldıza Tıklayarak Puan Verin!

Ortalama Puan 4.7 / 5. Puan Veren Kişi: 21

Henüz Puan Verilmedi. Konuyu Değerlendiren İlk Kişi Ol!

Paylaş:
Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Kategorisinden