Gülistan Doku Soruşturmasında Dev Dalga: Delil Karartma Şüphesiyle 7 İlde Operasyon!
Tunceli’de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolmasının ardından kendisinden bir daha haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku dosyası, adli süreçte kritik bir virajı daha geride bırakıyor. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından derinleştirilerek sürdürülen soruşturma kapsamında; süreç boyunca adli makamları yanıltma, delilleri karartma ve soruşturma seyrine usulsüz müdahalede bulunma iddiasıyla çok kapsamlı bir operasyona imza atıldı.
7 İlde Eş Zamanlı Düğmeye Basıldı
Erzurum merkezli yürütülen ve 6’ncı dalgası gerçekleştirilen adli süreç kapsamında Tunceli ile birlikte toplam 7 ilde düğmeye basıldı. Başsavcılığın talimatıyla hareket eden emniyet birimleri, belirlenen adreslere eş zamanlı operasyonlar düzenleyerek 11 şüpheli hakkında gözaltı, ikamet arama ve el koyma kararlarını uygulamaya koydu.
Gözaltı kararı çıkarılan 11 kişinin kimlikleri ve mesleki profilleri ise operasyonun boyutunu gözler önüne seriyor. Hakkında işlem başlatılan şüpheliler arasında olay döneminde görev yapmış, halihazırda emekli olmuş ya da aktif olarak görevine devam eden emniyet mensuplarının da bulunduğu öğrenildi. Emniyet birimlerinin adrese dayalı gerçekleştirdiği aramalarda dijital materyallere, evraklara ve teknik cihazlara el konulurken şüpheliler sorgulanmak üzere adli makamlara sevk ediliyor.

Sorular ve Adalet Arayışı
Gülistan Doku’nun kaybolduğu ilk günden itibaren kamuoyunun vicdanını yaralayan en büyük soru işareti, soruşturmanın neden ilerleyemediği ve arama çalışmalarının neden sürekli bir tıkanıklıkla karşılaştığıydı. Soruşturma dosyasının Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına intikal etmesiyle birlikte ivme kazanan adli adımlar, geçmişte yaşanan ihmal ve yönlendirme iddialarının üzerine kararlılıkla gidildiğini gösteriyor. Özellikle kolluk kuvvetleri içerisindeki muhtemel delil karartma ağının üzerine gidilmesi, dosyadaki sis perdesinin aralanması adına hayati bir dönüm noktasıdır. Yıllardır evlatlarının izini süren Doku ailesi ve toplum için bu operasyon; gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağına dair hukuki bir teminattır. Adaletin tecelli etmesi, yalnızca bir kayıp vakasının aydınlatılması değil, kurumsal tarafsızlığın ve hukukun üstünlüğünün yeniden tesisi anlamına gelecektir.