Tarladan Markete Fiyat Tezgahına Dev Operasyon
Mutfak masrafının her geçen gün ağırlaştığı bir konjonktürde, tarladaki ürünün tezgahtaki fiyatına yansıyan karanlık halkalara yönelik devasa bir adli ve idari kalkan devreye girdi. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in duyurduğu ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen kapsamlı soruşturma, yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatları yapay olarak tırmandıran dev tedarikçilerin ipliğini pazara çıkardı. 22 ilde 109 adrese eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda, piyasa hakimiyetini kötüye kullanan 41 büyük dağıtıcı firmanın yöneticilerinden 38’i Mali Suçlarla Mücadele ekiplerince gözaltına alındı.
Vefat Eden Kişiler Adına Sahte Makbuz Düzenlemişler
Soruşturmanın perde arkasındaki teknik ve hukuki detaylar, zincirin neresinden kırıldığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Hazine ve Maje Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu (VDK) ile Tarım ve Ticaret Bakanlıklarının koordineli çalışmasıyla 1.029 çiftçinin ifadesine başvuruldu. Ankara Sektörel Denetim Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan raporda; fiilen çiftçilik yapmayan hatta hayatını kaybetmiş kişiler adına sahte müstahsil makbuzları kesildiği tespit edildi. Bölgesel verim kapasitesinin katbekat üzerinde gösterilen bu hayali ürünlerle, işletme kayıtlarında fiktif maliyetler yaratıldığı ve kağıt üzerinde kâr marjları düşük gösterilerek hem vergi matrahının düşürüldüğü hem de perakende satış fiyatlarına “görünürde” yasal bir gerekçe uydurulduğu belirlendi.
Soruşturma Derinleşiyor: 207 Firma Mercek Altında
Yıllık belgelendirilmiş alım tutarı 300 milyon liranın üzerinde olan ve mal alımının en az yüzde 70’ini müstahsil makbuzuna dayandıran 207 riskli mükellef mercek altına alındı. Odaktaki 41 firmanın yalnızca hallerdeki toptancılar değil, ulusal ve yerel zincir marketlerin ana tedarikçileri olduğu anlaşıldı. “Fiyatları etkileme”, “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet”, “belgede sahtecilik” ve “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçlamalarıyla yürütülen sürecin perakende ayağına kadar uzatılacağı vurgulanıyor.

Değerlendirme
Müstahsil makbuzu üzerinden kurgulanan bu sistematik usulsüzlük, serbest piyasa koşullarının değil, doğrudan organize bir manipülasyonun mutfağımızdaki yangını körüklediğini kanıtlar nitelikte. Çiftçinin emeğini ucuz kapatıp, ölmüş insanların adına düzenlenen kağıt üstündeki maliyetlerle tüketiciye fahiş fiyat dayatan bu yapıya müdahale edilmesi son derece kritik bir adımdır. Ancak meselenin sadece birkaç firmanın cezalandırılmasıyla sınırlı kalmaması, denetimlerin Hal Kayıt Sistemi ve tarladan perakendeye uzanan tüm tedarik zincirinde sürdürülebilir bir dijital şeffaflıkla kalıcı hale getirilmesi şarttır. Tüketicinin hakkını ve üreticinin alın terini korumanın tek yolu, bu fiktif maliyet çarkını kökten kırmaktan geçiyor.