TUSAŞ 2026’da Vites Yükseltiyor: Tasarımdan Seri Üretime
Türk savunma sanayii, son yıllarda attığı dev adımlarla dünya sahnesindeki yerini sağlamlaştırıyor. Özellikle 2025 yılında KAAN ve HÜRJET ile yapılan tarihi ihracat anlaşmaları, sadece birer ticari başarı değil, aynı zamanda stratejik birer zafer olarak kayıtlara geçti. Peki, tasarım sürecinden seri üretime geçişin anahtar yılı olması beklenen 2026’da bizi neler bekliyor? Gelin, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin (TUSAŞ) yol haritasına yakından bakalım.
2025: Türk Havacılığı İçin “Süper Bir Yıl”
TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu’nun deyimiyle 2025, şirket ve ülke adına “süper bir yıl” oldu. Cumhuriyet tarihinin en büyük ihracat başarısına imza atıldı. Endonezya ile yapılan ve yaklaşık 15 milyar doları bulan KAAN savaş uçağı anlaşması, Türkiye’nin bu alandaki yetkinliğinin en somut kanıtı oldu.
Bu anlaşma sadece ekonomik bir getiri değil; KAAN programı, TUSAŞ mühendisleri ve Türkiye için devasa bir motivasyon kaynağına dönüştü. Ancak başarılar bununla sınırlı kalmadı. Yılın son günlerinde İspanya ile imzalanan 30 adetlik HÜRJET satışı, oyunun kurallarını değiştirdi. Artık sadece bölgesel değil, NATO üyesi bir Avrupa ülkesine jet ve eğitim uçağı satabilen bir Türkiye var.
2026 Rotası: Odak Noktası “Seri Üretim”
Tasarımlar tamamlandı, prototipler uçtu ve imzalar atıldı. Şimdi sırada en zorlu ama en heyecan verici aşama var: Teslimat.
2026 yılı, TUSAŞ için “seri üretim ve teslimat yılı” olacak. Demiroğlu’nun vurguladığı gibi, satmak büyük bir başarı olsa da, zamanında teslim etmek bu başarıyı taçlandıran asıl unsur. Bu yılın ajandasında öne çıkan başlıklar şunlar:
-
HÜRKUŞ: 2026 yılı içerisinde tam 22 adet teslimat yapılması planlanıyor.
-
GÖKBEY: Seri üretime geçen genel maksat helikopterimizin teslimatları artarak devam edecek.
-
İHA Sistemleri: ANKA ve AKSUNGUR gibi kendini kanıtlamış platformların teslimatları sürecek.

Gökyüzünün Yeni Hakimleri: KAAN ve HÜRJET
Milli muharip uçağımız KAAN cephesinde de hareketli günler bizi bekliyor. Geçtiğimiz dönemde yapılan ilk uçuşların ardından, 2026’da P1 ve P2 prototiplerinin gökyüzüyle buluşmasına şahitlik edeceğiz. Özellikle yılın ortasına doğru planlanan bu uçuşlar, projenin en kritik kilometre taşlarından biri olarak görülüyor.
HÜRJET tarafında ise ilk teslimat konfigürasyonunun uçuşunu 2026’nın ilk yarısında göreceğiz. Test süreçlerinin 2027’de tamamlanmasıyla birlikte, envantere girişler ve teslimatlar resmen başlayacak.
ANKA III: Artık Daha “Hayalet”
İnsansız savaş uçağımız ANKA III, testlerden elde edilen verilerle güncellendi ve evrim geçirdi. Yeni tasarımıyla çok daha düşük radar izine sahip, yani daha “hayalet” bir platforma dönüştü. Bu yenilenen versiyonun 2026 sonunda uçması hedefleniyor.
Ayrıca Orman Genel Müdürlüğü ve TSK için tasarlanan 10 tonluk genel maksat helikopterinin çalışmaları da tüm hızıyla sürüyor. Bu dev platformun 2028 sonrasında seri üretime geçmesi bekleniyor.
Sonuç: Küresel Ligde Yeni Bir Oyuncu
Türkiye, artık savunma sanayiinde sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil, küresel pazarda kartları dağıtan bir ülke konumuna yükseliyor. 2025’te açılan kapılar, 2026 ve 2027’de envantere girecek yeni sistemlerle daha da genişleyecek. TUSAŞ’ın “Bizi izlemeye devam edin” çağrısı, aslında tüm dünyaya verilmiş iddialı bir mesaj.