Bilim Arenasında Türkiye Rüzgarı: 90 Üniversite Dünya Ligine Adını Yazdırdı
Küresel akademide rekabet her geçen gün keskinleşirken, Türkiye’den sevindirici ve gurur verici bir haber geldi. ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren University Ranking by Academic Performance (URAP) Araştırma Laboratuvarı, merakla beklenen “2025-2026 Dünya Alan Sıralaması” sonuçlarını kamuoyuna duyurdu.
Yükseköğretim kurumlarının akademik güç haritasını gözler önüne seren ve 78 farklı bilim alanını kapsayan çalışmada, Türkiye’den 90 üniversite en az bir bilim alanında dünyanın en iyileri arasına girmeyi başardı. Geçen yıl 89 olan bu sayının artması, uluslararası arenada akademik görünürlüğümüzün kararlılıkla yükseldiğini belgeliyor.
Küresel Rekabetin Liderleri: Çin ve Harvard Zirvede
URAP’ın son 5 yıllık makale, doküman, atıf etkisi ve uluslararası işbirliği metriklerini baz alarak hazırladığı raporda, 121 ülkeden toplam 2 bin 566 üniversite değerlendirildi.
Listenin zirvesinde, 422 üniversitesiyle küresel bilim pazarını domine eden Çin yer alıyor. Çin’i 293 üniversiteyle ABD ve 146 üniversiteyle Hindistan takip ediyor. Bireysel performanslara bakıldığında ise ABD’nin köklü kuruluşu Harvard Üniversitesi, 78 alanın 19’unda dünya birincisi olarak lider unvanını korudu. Çin’in önde gelen kurumu Tsinghua Üniversitesi 15 alanda liderlikle ikinci sırada yer alırken; İngiltere’den Oxford Üniversitesi 8, Hollanda’dan Amsterdam Üniversitesi ise 4 alanda dünyanın en iyisi seçildi. ABD, İngiltere, Kanada, Hollanda ve Avustralya ise 78 alanın tamamında en az bir üniversiteyle temsil edilerek muazzam bir devamlılık gösterdi.
Türkiye Tıp ve Mühendislik Sıkletinde Güçlü
Türkiye, değerlendirmeye alınan 78 bilim alanının 48’inde varlık gösterdi. Akademik birikimimizin en kuvvetli hissedildiği alanlar, geçmiş yıllarda olduğu gibi yine tıp-sağlık bilimleri ve mühendislik oldu.
-
Tıp ve Sağlık Bilimleri: 82 Türk üniversitesi listeye girmeyi başardı.
-
Mühendislik: 36 üniversite dünya liginde yer buldu.
-
Biyoloji: 26 üniversite
-
Teknoloji: 24 üniversite
-
Matematik: 19 üniversite
-
Fizik: 12 üniversite
-
Malzeme Bilimleri: 12 üniversite
Zirvedeki Türk Üniversiteleri ve Alan Başarıları
Sıralamaya en çok bilim alanı sokan kurum 28 alanla İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) oldu. İTÜ’yü 21 alanla Hacettepe Üniversitesi, 20 alanla ODTÜ ve 19 alanla Yıldız Teknik Üniversitesi takip etti.
Listede ayrıca Ankara Üniversitesi (17), Gazi ve Atatürk üniversiteleri (16’şar), Koç Üniversitesi (15), İstanbul Üniversitesi (13), İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa (11), Ege ve Fırat üniversiteleri (10’ar) geniş alan yelpazesiyle öne çıktı.
Spesifik alan bazındaki dereceler ise Türk akademisinin niş branşlardaki kalitesini kanıtlar nitelikte:
-
İTÜ: Polimer biliminde dünya 73’üncüsü olarak tarihi bir dereceye imza attı. Ayrıca su kaynaklarında 139’uncu, deniz bilimlerinde 141’inci, inşaat mühendisliğinde 151’inci, yapay zekada 223’üncü ve robotik/akıllı sistemlerde 268’inci sırada yer aldı.
-
Hacettepe Üniversitesi: Diş hekimliğinde 116’ncı, pediatride 129’uncu, eğitim alanında ise 243’üncü oldu.
-
Ankara Üniversitesi: Diş hekimliğinde dünya 103’üncüsü olarak Türkiye’nin bu alandaki en yüksek derecesine yaklaştı.
-
ODTÜ: Enerji ve yakıt alanında 253’üncü, polimerde 270’inci sırada yer aldı.
-
Koç Üniversitesi: Siyaset biliminde 222’nci, klinik nörolojide 286’ncı olmayı başardı.
-
Diğer Başarılar: Yıldız Teknik mimarlıkta 231’inci; İstanbul Üniversitesi pediatride 194’üncü, diş hekimliğinde 215’inci; Marmara Üniversitesi pediatride 204’üncü ve İÜ-Cerrahpaşa pediatride 233’üncü sıraya yerleşti.

Değerlendirme
URAP’ın açıkladığı bu son veriler, Türk yükseköğretiminin niceliksel yaygınlaşmasının yanında niteliksel bir direnç ve gelişim sergilediğini açıkça kanıtlıyor. Özellikle İTÜ’nün Polimer Bilimi alanında dünya 73’üncülüğüne kadar yükselmesi veya tıp ve diş hekimliği disiplinlerinde ilk 100-150 bandına yaklaşan başarılar, doğru strateji ve odaklanmış araştırmanın ne kadar hızlı meyve verebildiğinin somut göstergesidir.
Ancak madalyonun diğer yüzüne de tarafsızca bakmak zorundayız. Türkiye’nin toplam 78 alanın 48’inde yer bulabilmesi sevindirici olsa da; ABD, Çin, İngiltere veya Avustralya gibi ülkelerin 78 alanın tamamında kesintisiz varlık göstermesi, disiplinlerarası dengeyi yakalamamız gerektiğine işaret ediyor. Tıp ve temel mühendislik branşlarında yakaladığımız bu kitlesel başarı ivmesini; yapay zeka, robotik, biyoteknoloji ve sosyal bilimlerin niceliksel ağırlığı düşük kalmış alt alanlarına da yaymak zorundayız. Bütçe, uluslararası fon imkanları ve yayın kalitesini artıracak ortaklıklar desteklendiği takdirde, 90 olan üniversite sayımızın önümüzdeki yıllarda çok daha nitelikli derecelerle dünya liginde kalıcı olacağına inancım tam. Akademisyenlerimizin özverili emeklerini yürekten kutluyorum.