Dijital Şiddet Kapımızda: Normalleşme Tuzağına mı Düşüyoruz?
Ekranların ışığı artık sadece odamızı değil, zihinlerimizin kuytu köşelerini de aydınlatıyor; ancak bu ışık her zaman huzur vermiyor. Son dönemde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş gibi illerimizde yaşanan okul saldırıları, bizlere uzak sandığımız “Amerikan tipi” şiddetin aslında dijital koridorlar üzerinden evlerimize sızdığını gösterdi. Peki, ne oldu da şiddet bu kadar “sıradan” hale geldi?
Görünmez Yankı Odaları ve “Kahramanlık” İllüzyonu
Dijital dünya, yeni nesil için bir kaçış noktası olmaktan çıkıp asıl yaşam alanı haline geldi. Prof. Dr. Lütfi Sunar’ın da altını çizdiği üzere; Discord ve Telegram gibi yarı kapalı platformlar, yetişkin denetiminden uzak birer “yankı odasına” dönüşüyor. Bu karanlık odalarda şiddet; intikam, güç veya sahte bir kahramanlık anlatısıyla yeniden paketleniyor. Empati duygusunun köreldiği, gerçeklik algısının yitirildiği bu mecralarda, bir gencin eline silah alması maalesef “normal” bir eylem gibi kodlanabiliyor.
Sosyalleşmenin İflası ve Yalnızlık Paradoksu
Görünürde binlerce takipçisi olan gençlerin, aslında derin bir toplumsal yalnızlık içinde boğulduğunu görüyoruz. Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın’ın belirttiği gibi, “küresel bir değer erozyonu” ile karşı karşıyayız. İnsan insana temasın azaldığı, ailenin ve okulun rehberlik rolünün zayıfladığı noktada; nihilist ve hedonist akımlar genç ruhları ele geçiriyor. Kendini ispatlama arzusu, sağlıklı kanallar bulamadığında yıkıcı bir patlamaya dönüşüyor.

Medyanın Aynasındaki Şiddet
Burada çuvaldızı kendimize de batırmamız gerekiyor. Şiddet görüntülerinin hoyratça paylaşılması, failin adeta bir “anti-kahraman” gibi servis edilmesi, bu suçu işlemeye meyilli zihinler için bir “davetiye” niteliği taşıyor. Ne kadar çok izler ve normalleştirirsek, bir sonraki felakete o kadar yaklaşmış oluyoruz.
Değerlendirme: Güvenlik önlemleri veya dijital yasaklar tek başına yeterli değil. Asıl çözüm; ailenin çocukla kurduğu o kaybolan bağı yeniden inşa etmesinde, okulların sadece birer “derslik” değil yaşayan birer sosyal doku olmasında saklı. Dijital şiddet bir tuzaktır; bu tuzaktan kurtulmanın yolu ise dijital okuryazarlıkla harmanlanmış güçlü bir değerler sistemidir.