Muş’ta Annelerin İnancı Teröre Meydan Okuyor: Evlat Nöbetinde Kararlılık
Doğu Anadolu Bölgesi’nin köklü kenti Muş, yıllardır süregelen derin bir yürek acısına ve aynı zamanda tarihe geçecek bir anne direnişine ev sahipliği yapıyor. Çocukları terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırılan Muşlu aileler, haklı mücadelelerini sürdürmek adına her hafta çarşamba günü DEM Parti Muş İl Başkanlığı binasının önünü bir kez daha adalet arayışının merkezine dönüştürüyor.
Kentin sosyo-kültürel hafızasında derin izler bırakan bu kararlı duruş, sadece bir protesto değil; terörün soldurduğu hayatları yeniden yeşertme mücadelesi olarak dikkat çekiyor.
“Artık Yeter, Yakamızdan Düşün!”
Ellerinde çocuklarının fotoğraflarıyla parti binası önünde saf tutan anne ve babalar; “Anneler direniyor”, “Evlat nöbetindeyiz” ve “Artık yeter yakamızdan düşün” yazılı pankartlarla kararlılıklarını haykırdı. Muş’un çetin iklimine ve geçen uzun yıllara rağmen eksilmeyen bu inanç, bölgedeki toplumsal bilincin ve teröre karşı örülen sivil duvarın en somut örneği haline geldi.
11 Yıllık Bitmeyen Bitlis-Muş Hattı Hasreti
Eylemin sembol isimlerinden Alaattin Koçhan, oğlu Ersin’in 11 yıl önce terör örgütü tarafından yaşamından koparıldığını belirterek evladına şu sözlerle seslendi:
“Oğlum Ersin, sesimi duyuyorsan, bizi görüyorsan çık gel. Orada beklemenin bir anlamı yok. Gözümüzü yolda bırakma. Arkadaşlarınla çıkın, ailelerinizin yanına gelin.”
Dokuz yıldır evladından tek bir haber alamayan anne Şahinaz Özcan’ın feryadı ise Muş sokaklarında yankılandı: “Oğlum, sesimi duyuyorsan evine dön.”

Doğu’nun Yüreği Muş’ta Atıyor
Muş genelinde terör mağduru ailelerin yükselttiği bu ses, Diyarbakır ve Van gibi çevre illerdeki benzer sivil inisiyatiflerle birleşerek Doğu Anadolu genelinde güçlü bir semantik bağ oluşturuyor. Bölge halkının teröre karşı gösterdiği bu net duruş, güvenlik güçlerinin ikna çalışmalarıyla birleştiğinde, örgütün lojistik ve insani zeminini her geçen gün daha da daraltıyor. Muşlu aileler, evlatları güvenli topraklara dönene kadar DEM Parti binası önündeki bu nöbeti terk etmeyeceklerini bir kez daha kararlılıkla vurguluyor.