Saray Konforunu Yollara Taşıyan MPV: Yeni Nissan Elgrand Sahne Alıyor!
Merhaba sevgili otomobil severler, direksiyon başındaki dostlarım! Bugün yine kahvenizi elinize alıp, otomobil dünyasının o çok konuşulan, bazen “keşke bizim de olsa” dediğimiz köşelerine doğru keyifli bir yolculuğa çıkalım istiyorum. Hani bazı araçlar vardır ya, sadece bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda tekerlekli bir yaşam alanı, hatta bir terapi odası gibidir. İşte tam olarak bu tanıma uyan, tasarımıyla göz kırpan ve lüksü yeniden tanımlayan bir model nihayet dördüncü nesliyle karşımızda: Yeni Nissan Elgrand.
Japonya’nın o düzenli, teknoloji kokan sokaklarında arz-ı endam etmeye hazırlanan bu devasa güzellik, maalesef şimdilik sadece kendi evinde, yani Japonya pazarında satışa sunuluyor. Gelin, “Biz neden bu güzelliklerden mahrum kalıyoruz?” sitemimizi bir kenara bırakıp, bu lüks yürüyen sarayın derinliklerine, teknik detaylarına ve bize sunduğu o muhteşem dünyaya yakından bakalım.

Sıra Dışı Bir Dış Tasarım: “Ben Buradayım” Diyen Çizgiler
İtiraf edelim, minivan ya da MPV (Multi-Purpose Vehicle / Çok Amaçlı Araç) denildiğinde aklımıza hep biraz sıkıcı, sadece pratikliğe odaklanmış kutu gibi tasarımlar gelir. Ancak Nissan tasarımcıları bu algıyı kırmak için adeta bir sanat eseri ortaya koymuş.
Elgrand’ın ön yüzüne ilk baktığınızda sizi oldukça karmaşık, kafes tarzında küçük karelerden oluşan devasa ve fütüristik bir ön ızgara karşılıyor. Bu ızgara tasarımı, aracın yoldaki duruşunu o kadar güçlü ve heybetli kılıyor ki aynadan baktığınızda arkasından gelen şeyin sıradan bir aile aracı olmadığını hemen anlıyorsunuz. Üstelik ön tarafta boylu boyunca uzanan ışık barı, tasarıma modern ve adeta bir bilimkurgu filminden fırlamış havası katıyor.
Renk paletindeki cesarete de bayıldım doğrusu. Tanıtılan iki tonlu gövde yapısında, tavanın koyu tonuyla tekerleklerin üzerindeki gül altın (rose gold) renginin muhteşem uyumu göz alıcı. Gövdeyle uyumlu jantlar ve arkadaki tek parça LED stop lambası tasarımı da bu “fütüristik şıklığı” tamamlayan harika detaylar arasında.

İçeride Bir “First Class” Deneyimi: Sıfır Yerçekimi Koltuklar ve Mor Deri!
Gelelim beni benden alan, Elgrand’ın asıl şovunu yaptığı yere: Kabine. Kapıyı açtığınız an, kendinizi lüks bir jetin kokpitinde ya da beş yıldızlı bir otelin süitinde hissediyorsunuz. Nissan, bu modelde “Zero Gravity” (Sıfır Yerçekimi) teknolojisine sahip kaptan koltuklarını ikinci sıraya yerleştirmiş. Bu koltuklar sadece vücudunuzu mükemmel bir şekilde sarmakla kalmıyor, aynı zamanda ayaklarınızı uzatıp dinlenebileceğiniz özel uzanma mekanizmalarına (recliner) sahip.
Diyelim ki arkada oturan şanslı yolcular tüm lüksü kaptı, peki ya öndeki yolcu? Nissan onu da unutmamış ve ön yolcu koltuğuna da entegre bir puf/ayak desteği (ottoman) eklemiş. Kalabalık aileler ya da VIP transfer hizmeti sunanlar için ikinci sırada üç kişilik bir bank seçeneği de mevcut, ancak benim oyum kesinlikle o ikili kaptan koltuklarından yana!
Kabinin diğer öne çıkan premium detaylarını ise şöyle sıralayabiliriz:
-
Çift 14.3 İnç Ekran: Sürücü ve ön yolcunun önünde uzanan bu devasa dijital panel, tüm bilgi-eğlence ve sürüş verilerini kristal netliğinde sunuyor.
-
64 Renkli Ambiyans Aydınlatması: Gece sürüşlerini tam bir görsel şölene dönüştürmek sizin elinizde.
-
22 Hoparlörlü Bose Ses Sistemi: Koltuk başlıklarına bile entegre edilen hoparlörler sayesinde en sevdiğiniz şarkıları adeta bir konser salonundaymış gibi dinleyebilirsiniz.
-
Kumiko Ahşap Detaylar: Japon el sanatlarının zarafetini yansıtan ahşap süslemeler kabindeki premium hissi zirveye taşıyor.
-
Mor Deri Döşeme Seçeneği: Alışılmışın dışına çıkmayı sevenler için sunulan bu asil renk seçeneği, Elgrand’ın karakterini tam olarak yansıtıyor.

Kaputun Altındaki Mühendislik: e-Power ve e-4ORCE Teknolojisi
Yeni Elgrand, sadece görsel olarak değil, mekanik olarak da çağ atlamış durumda. Eski nesildeki o gürültülü ve yüksek tüketimli V6 ya da standart dört silindirli motorlar artık tarih oldu. Nissan, bu dev gövdeyi yürütmek için kendi geliştirdiği e-Power hibrit sistemini görevlendiriyor.
Peki, nedir bu e-Power? Geleneksel hibritlerden en büyük farkı şu: Tekerleklere gücü doğrudan içten yanmalı motor değil, elektrikli motorlar veriyor. Kaputun altındaki 1.5 litrelik üç silindirli turbo beslemeli benzinli motor, tekerlekleri çevirmekle uğraşmıyor; o sadece elektrik üreten sessiz bir jeneratör görevi görüyor. Bu sayede her gaza bastığınızda, elektrikli araçların o pürüzsüz, sessiz ve anlık tork veren sürüş karakterini yaşıyorsunuz.
Üstelik bu güç, Nissan’ın akıllı dört çeker sistemi olan e-4ORCE ile her dört tekerleğe birden aktarılıyor. Bu da karlı, ıslak ya da virajlı yollarda bu devasa gövdenin ray üzerinde gidiyormuşçasına güvenli ve dengeli bir şekilde yol almasını sağlıyor. Eller serbest otonom sürüş asistanı da uzun yolculuklarda sürücünün omuzlarındaki tüm yükü alıyor.

Elgrand Global Pazara Açılmalı mı?
Son yıllarda SUV çılgınlığı yüzünden MPV segmenti adeta üvey evlat muamelesi gördü. Ancak son dönemde tüketiciler pratikliğin, geniş hacmin ve gerçek konforun nerede olduğunu yeniden hatırlamaya başladı. Amerika ve Avrupa pazarında minivan satışlarında ciddi kıpırdanmalar var.

Nissan, ABD pazarında bir dönemin efsanesi olan “Quest” modelini yıllar önce emekliye ayırmıştı. Ancak yeni Elgrand, tasarımı, e-Power teknolojisi ve sunduğu VIP konfor seviyesiyle kesinlikle küresel pazarda şans bulmayı hak ediyor. Hatta bana kalırsa Nissan, bu modeli ufak dokunuşlarla premium markası Infiniti logosu altında Amerika ve Avrupa pazarına sunsa, lüks Alman rakiplerine karşı inanılmaz bir alternatif yaratabilir.
Japonya başlangıç fiyatı yaklaşık 6.897.000 Yen (yani güncel kurla yaklaşık 42.500 Dolar) olarak belirlenmiş. Bu seviyedeki lüks, teknoloji ve hibrit altyapı için bu fiyatın inanılmaz rekabetçi olduğunu söylemek gerek.

Peki, siz ne düşünüyorsunuz? Böyle bir yürüyen sarayla uzun bir tatile çıkmak, o sıfır yerçekimli koltuklarda arkaya yaslanıp Bose sisteminden yükselen müziğin tadını çıkarmak istemez miydiniz? Yorumlarınızı ve düşüncelerinizi benimle paylaşmayı unutmayın, bir sonraki direksiyon sohbetimizde görüşmek üzere! Sürüşünüz keyifli, yolunuz hep açık olsun!