Tüketici güveninde uzun süredir beklenen kıpırdanma nihayet güçlü bir ivmeye dönüştü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) iş birliğiyle hazırlanan eylül ayı verileri, vatandaşın ekonomik beklentilerinde belirgin bir toparlanmaya işaret ediyor.
Tüketici Güveni Eylülde 7 Yılın Zirvesinde!
Ağustos ayında 90,8 seviyesinde olan tüketici güven endeksi, eylülde aylık bazda yüzde 1,3 artış göstererek 91,9’a yükseldi. Bu rakam, Temmuz 2018’de kaydedilen 92,9’luk değerden bu yana görülen en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Yani tüketici algısı, son 7 yılın en iyimser noktasında bulunuyor.
Hanenin Mevcut Durumu Durağan, Gelecek Beklentisi Umutlu
Endeksin alt kalemlerine baktığımızda vatandaşın “bugünü” ile “yarını” arasında dikkat çekici bir fark görüyoruz:
-
Mevcut Maddi Durum: Hanenin mevcut maddi durum endeksi yüzde 0,1 gibi küçük bir gerilemeyle 75,3 seviyesinde kaldı. Bu da vatandaşın cüzdanında henüz hissedilir bir rahatlama olmadığını gösteriyor.
-
Gelecek 12 Aylık Maddi Durum Beklentisi: İyimserlik tam da burada başlıyor. Gelecek 12 aya ilişkin maddi durum beklentisi yüzde 0,6 artarak 93,7’ye çıktı.
-
Genel Ekonomik Durum Beklentisi: Ülke ekonomisine dair gelecek 12 aylık beklenti yüzde 0,5 artışla 89,8’e ulaştı.
Harcama İştahı Kabardı: Dayanıklı Tüketime İlgi Artıyor
Eylül verilerinin en çarpıcı çıkışı ise dayanıklı tüketim mallarında yaşandı. Gelecek 12 aylık dönemde beyaz eşya, mobilya veya elektronik gibi dayanıklı tüketim maddelerine harcama yapma düşüncesi endeksi yüzde 3,6 gibi güçlü bir artışla 108,8’e fırladı. Tüketicinin ertelediği alışveriş kararlarını yeniden gündeme almaya başladığını net bir şekilde görüyoruz.

Bu Rakamlar Bize Ne Anlatıyor?
Gelin bu tabloyu birlikte okuyalım. Tüketici güveninin 100’den küçük olması genel olarak kötümser havanın sürdüğünü gösterse de, endeksin 91,9 ile son 7 yılın zirvesine çıkması dip noktasından güçlü bir dönüşün başladığını kanıtlıyor.
Mevcut maddi durumun yerinde saymasına rağmen, geleceğe dair beklentilerin ve dayanıklı tüketim harcama isteğinin yükselmesi iki temel nedene dayanıyor: Birincisi, vatandaşın enflasyonist süreçte fiyatların daha da artacağı endişesiyle “bugünden alma” eğilimi; ikincisi ise ekonomi politikalarının orta vadede istikrar getireceğine olan inancın kademeli olarak pekişmesi. Eğer harcama eğilimindeki bu artış üretimi ve istihdamı destekleyen bir alım gücüyle beslenebilirse, önümüzdeki aylarda iç piyasada daha canlı bir ekonomik tabloyla karşılaşmamız oldukça muhtemel.