Orta Doğu’da Yeni Satranç: Trump’ın ‘Türkiye’ Planı ve İsrail’in Dinmeyen Öfkesi
Orta Doğu’nun bitmek bilmeyen fırtınalı sularında sular durulmak bir yana, her geçen gün yeni bir dip dalgasıyla çalkalanıyor. Washington koridorlarından sızan son bilgiler, Donald Trump’ın Gazze sonrası dönemi şekillendirmek adına masaya koyduğu dosyanın merkezine Türkiye’yi yerleştirdiğini gösteriyor. Ancak bu hamle, Tel Aviv kanadında deyim yerindeyse deprem etkisi yarattı.
Trump’ın Masasındaki “Hibrid” Formül
Trump tarafından Binyamin Netanyahu’ya sunulduğu iddia edilen plan, Ankara’yı denklemin dışına itmek yerine stratejik bir lojistik üs konumuna getiriyor. Plana göre Türkiye, Gazze topraklarına doğrudan muharip bir kara gücü göndermeyecek. Bunun yerine; Mısır ve Ürdün’deki askeri üsler üzerinden, kurulacak uluslararası barış gücüne lojistik destek, teknolojik gözetim ve uzaktan güvenlik yardımı sağlayacak.
Washington’un bu ısrarının arkasında rasyonel bir gerçek yatıyor: Türkiye’nin bölgesel ağırlığı ve sahadaki operasyonel tecrübesi olmadan, Gazze’de kalıcı bir istikrarın sağlanamayacağı gerçeği.
İsrail’in “Kırmızı Çizgisi”: Bedeli Ne Olursa Olsun!
Ancak Netanyahu cephesi, bu plana karşı “duvar” örmüş durumda. İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen’in son açıklamaları, diplomatik nezaketi bir kenara bırakan türden. Cohen, “Türkiye Gazze’deki barış gücünün bir parçası olmayacak. Bu konu pazarlığa kapalıdır, bedeli ne olursa olsun buna izin vermeyeceğiz” diyerek İsrail’in Ankara’ya olan güvensizliğini en sert şekilde dile getirdi.
Netanyahu’nun, Trump ile yaptığı görüşmede Türkiye’yi ateşkesin ikinci aşamasında bile görmek istemediğini net bir dille ifade ettiği belirtiliyor. Ancak Trump’ın bu çıkışlara sessiz kalması, Washington’un “Türkiye seçeneğini” hala canlı tuttuğunun en büyük işareti.

Ankara’nın Diplomatik Ağırlığı
Peki, bu kriz nereye evrilir? İsrail basınına göre, Tel Aviv’deki güvenlik çevreleri bile Türkiye’nin bölgesel gücünü görmezden gelemiyor. Washington, Türkiye’yi tamamen dışlayan bir senaryonun bölgeyi daha büyük bir kaosa sürükleyeceğinden endişeli.
Önümüzdeki günler, Trump’ın “iş bitirici” tarzıyla Netanyahu’nun “katı” tutumu arasındaki bu bilek güreşine sahne olacak. Türkiye ise sessiz ama derinden, bölgesel aktörlerle koordineli bir şekilde Gazze’nin geleceğinde kilit rol oynamaya devam ediyor.
Sonuç olarak; Gazze’de barışın yolu sadece silahlardan değil, Ankara-Washington-Tel Aviv hattındaki bu karmaşık diplomatik trafikten geçiyor. Trump’ın planı mı kazanacak, yoksa İsrail’in vetosu mu? Bekleyip göreceğiz.